Derin Ergenekon
Ülke gündemindeki mevzu ile ilgili biraz fikir ve zikir cimnastiği yapalım,yazacaklarımızın gerçeklerle hiç bir akrabalığı yoktur.
Ergenekon iddianamesi açıklandı ve mahkemenin de yakında, ekim ayında başlayacağını medyadan basından mı deseydik öğrendik.
Tabi bu duruma sevinmek lazım. Fakat ben hislerimden hareketle Ergenekon denilen yapılanmanın daha derin ve daha kompleks yurtdışı ve yurt içi geniş küresel bir yapı oluğunu düşünüyorum. Deşifre edilen bölüm ülkemizdeki yapılanmanın bile kulağı durumunda. Ortaya çıkan bilgilere göre ve iddianameye göre Ergenekon ülkemizde ulusalcı ve Türksolu çevrelerinin hükümet aleyhinde yaptıkları bir yapılanma. Ve küresel mihrak de zaten böyle bir kamuoyu oluşturmak istiyordu ve hedefine de ulaştı.
Ülkemizde deşifre edilen çete küresel çetenin Türkiye’deki parçasının parmakları. Şimdi küresel çete parmaklarını niye verdi, niye kesmemize izin verdi. Karşılığında ne istiyor. Ne istediği konusunda hükümetin bilgisinin olduğunu düşünüyorum ve bu küresel çete hükümetle pazarlık yapma sevdasında.
Tabi başbakanın terörle masaya oturmayacağının farkında olan çeteler taleplerini meşru kanallarla iletecekler ya da iletiyorlar.
Öncelikle mevcut ele geçen yapının ülkemizdeki bayinin bile devede kulağı olduğunu nereden çıkardığımı dile getireyim. Birinci kanıtım şu ki bu kanıtlar hissidir belgeli değil, ele geçen figüranları kullanan bu piyonlara gaz ve cesaret veren hiçbir önemli aktör –artis yakalanmadı.
Mesela veli küçüğa, ilhan selçuğa ilham kaynağı olan medya, sermaye, ilmiye ve yapılar netleştirilemedi ve bağlantılar somut şekilde çizilemedi.
Tapınak şövalyeleri misali olan Bin yıllık küresel yapılanmamın uzantısı olan böyle bir yapıyı bir yılda deşifre etmek mümkün mü? Ve hem savcıyı hem de emniyet güçlerini aceleye mecbur ettiler. Bence bu yapılanmamın Türkiye merkezinde olan iş adamları vardı, siyasi partiler vardı. Zaman olsaydı hükümetin de desteği ve siyasi karalılığı ile daha da fazlası deşifre olabilirdi.
Sayın erbakanda sayın erdoğanda bu işin boyutlarını tahminen biliyorlar. Ve bu sebeple Erbakan “susurluk, fasa fiso “derken bunu kasdediyordu. Yani evet susurluk diye bir devenin kulağı, ya da yüz başlı ejderhanın bir başındaki üç yüz dilden birisi ve en çürük dişi anlamında dedi ve haksız da değildi.28 Şubatta bence bu Ergenekon dediğimiz mihrakın işi. Ama garip bir tecelli 28 Şubat mağduru erbakanı 22 Temmuz öncesi akp’yi zayıflatma korolarına hocayı da kattılar. kartırı öldüren bu Ergenekon dediğimiz yapının abd kolu, menderesi astıran ha keza bu mihrak, enveri kullanıp baba-ı âli baskınını yaptıran güç.
11 Eylül olayını tezgâhlayan, Bosna soykırımını icra eden, pkk’yı finans eden, ülkemizde ağır sanayinin kısır kalmasını, yerine türizm ve mobilya sanayine gaz veren de aynı mihrak. İstanbul başsavcısı öz’ün iddianamesine konu yapı deccalin ülkemizdeki bayisinin tırnağı. Ama gene de ümitliyim hem ülkemizde hem de dünyada insanlar bilinçleniyor, deccalin icratlarının farkında. Sıradan batı insanı derin bir hipnozda. Hipnozdan azad olan insanlar artık tüm insanlığı uyandırmalı.
Deccal iblisin emrinde dünyayı feth etmek ve beni âdeme istisnasız diz çöktürmek istiyor. Dünyadan ve dünya hayatından pay kapma sevdasında ki hertür oluşum doğal olarak deccalin nam-ı diğer küresel tapınakçıların işçisi, ortağı taşeronu olur. Bu mücadeleyi euzü ve besmele ile rızayı lillah için sadece ahreti kazanmak isteyenler galip bitirecektir. İnşallah rabbim bizleri de bu zümreden kılar.
Kalın sağlıcakla. İnşallah bir sonraki haftaya görüşürüz.

