Genç Musalli Websitemize Hoş Geldiniz!
GENÇ MUSALLİ » 2008 » Ocak

Başörtüsü, İmani Onurdur!

Tarih: 31 Ocak 2008 | Kategori: Diğerleri | Yazan: Hasan Ahmet Evliyaoğlu

 

Anadolu halkı 50 yıl önce çocuklarını İslami terbiye ve imani onurları nedeniyle kızlarını okutmadılar. Şimdi ise imani onurlarına sahip olarak okutmak istiyorlar. Bunu anlamadan insanımızı küçümseyici ifadeler, sahiplerini küçültür.

Allah’ın ayetlerini ve emrini kafanızda ki şablonlara uymuyor diye Abbasi ve Emevi yorumu diye nitelemek, fikri cehalettir. Dini değerleri küçümseyici ve dışlayıcı konuşmalar, gülünçtür. Halk gülüyor, dramatizme…

Müslümanlar elbette imani onurlarını, laik faşizmine artık kurban etmeyeceklerdir. Başörtüsüne karşı çıkanların A.P başkanı Hans-Gert Pöttering kadar İslam’ı anlamadılar, insani ölçülere de uzak kaldılar. A.P başkanı:

 

“Benim için insanlar hoşgörülü olduğu sürece, nasıl giyindikleri önemli değil.”Evet bizdekiler, saldırmadıkça türban veya başörtüsüne karşı olabilirler. Ama zorlama yorumlarla terbiye sınırlarını zorluyorlar.

 

Sevgili Hz Muhammed @:”Günah işleme anında, kalbinde üzüntü duyan kişi Mu’mindir.” Buyuruyor.

 

Başörtüsü de, Allah’ın [ Ahzab:59 ve Nur:31.]ayetlerinde ki emridir. Allah’ın emrini yerine getirmek ibadettir. Yerine getirme isteği “iman”dır. Yerine getirme isteği olduğu halde, herhangi bir nedenle, üzüntü duyarak yerine getir(e)mezse günahkardır. Kur’an’ın tarifiyle, apaçık günah işleyen kişi de fasıktır.

 

Allah (c.c):”…İmandan sonra fasıklık(apaçık günah işlemek) ne kötüdür! Bütün bunları yapıp ta, kim tövbe etmezse, işte asıl zalimler onlardır.”[Hucurat:11]

 

Başını açmaya zorlananların, psikolojik yıkımlarıyla, aile faciaları yaşamaları, bu laik faşistleri hiç mi hiç ilgilendirmiyor, mutlu bile ediyordur.

 

Yasağı savunanlar, bize baskı olur diye inananlara baskının devamını istiyorlar. Faşizmin en büyük temsili duruşu bu! Tarihi geçmişi faşizmin örnekleriyle tescilli olanların milletin gönlünde payitahtı olamaz.

 

Günahlardan sakınma olgunluğu olmadan, imani onura ulaşamayız. Nefsin kılıfları süslü, şeytanın ve uşaklarının fitnesi devamlıdır.

 

İnsanların dindar olmaları, inançları ile barışık ve mutlu yaşamaları, toplum hayatına pozitif katkı sunmaları için onurlu yaşamaları, onurlu imana sahip olmaları, devletin de bir onurudur. Halkının onurunu düşünmeyen devleti, halkın yönettiği söylenemez.

 

İmani onuru olmayanların, İslam’a hizmet etmek iddiasıyla İslam düşmanlarının isteğine uygun davranışlara girmeleri, ellerine koz vermeleri, Müslümanları onursuz bir yaşama çekme söylemleri ve ikna etmeleri, zalimlerin bilerek veya bilmeyerek tuzağında olanların durumlarıdır.

 

Kim ki, inananları Kur’an’ın emrine karşı mesafe koymalarını isterse o şeytandır, tağuttur. Kur’an da Tağut ve Şeytanla onurlu bir şekilde mücadeleyi emreder.  

 

İmani onuru olmayanların helak olacakları bildirilmişken, hakkı batılla bulamamak emri de varken, dindar insanları ayırıma devlet eliyle tabi tutmak rencide edici ve onur kırıcıdır.

 

Bu toprakları vatan yapanların çocuklarını, hizmet alan-veren, üniversiteli olan-olmayan gibi bir ayırıma tabi tutmak, yasağın anayasaya Müslümanlar eliyle koyulması da, reddi gerek ve kınanması elzem bir durumdur.

 

Bu çözüm onursuzluğu (yasağı) çözmez. Onursuzluğu derinleştirir ve kılıfı sağlamlaştırır.

 

  • KUR’AN-I KERIM’DE ADI GECEN HAYVANLAR

    Tarih: 27 Ocak 2008 | Kategori: Diğerleri | Yazan: Hasan Ahmet Evliyaoğlu

    Deve

     

     

    Bizim ayetlerimizi yalanlayip da onlara karsi kibirlenmek isteyenler var ya, iste onlara gok kapilari acilmayacak ve onlar, deve igne deligine girinceye kadar cennete giremeyeceklerdir! Suclulari iste boyle cezalandiririz! (el-A’raf / 40)

     

    Sivrisinek

     

     

    Suphesiz Allah (hakki aciklamak icin) sivrisinek ve onun da otesinde bir varligi misal getirmekten cekinmez. Iman etmislere gelince, onlar boyle misallerin Rablerinden gelen hak ve gercek oldugunu bilirler. Kafir olanlara gelince: Allah boyle misal vermekle ne murat eder? derler. Allah onunla bircok kimseyi saptirir, bircoklarini da dogru yola yoneltir. Verdigi misallerle Allah ancak fasIklari saptirir (cunku bunlar birer imtihandir). (el-Bakara / 26)

    Katir

     

     

    Atlari, katirlari ve esekleri binmeniz ve (gozlere) zinet olsun diye (yaratti). Allah su anda bilemeyeceginiz daha nice (nakil vasitalari) yaratir. (en-Nahl / 8)

     

    Buzagi

     

     

     

    Andolsun ki elcilerimiz (melekler) Ibrahim’e mujde getirdiler ve: “Selam (sana)” dediler. O da: “(Size de) selam” dedi ve hemen kizartilmis bir buzagi getirdi. (Hud / 69)

    Musa’ya kirk gece (vahyetmek uzere) soz vermistik. Sonra haksizlik ederek buzagiyi (tanri) edindiniz. (el- Bakara / 51)

    Inek

     

     

    “Bizim adimiza Rabbine dua et, bize onun ne oldugunu aciklasin” dediler. Musa: Allah diyor ki: “O, ne yasli ne de korpe; ikisi arasinda bir inek.” Size emredileni hemen yapin, dedi. (el-Bakara / 68)

    Yahudilere butun tirnakli hayvanlari haram kildik. Sirtlarinda yahut bagirsaklarinda tasidiklari ya da kemige karisan yaglar haric olmak uzere inek ve koyunun ic yaglarini da onlara haram kildik. Bu, zulumleri yuzunden onlara verdigimiz cezadir. Biz elbette dogru soyleyeniz. (el-En’am / 146)

    Yilan

     

     

    Bunun uzerine Musa asasini yere atti. O hemen apacik bir yilan oluverdi! (el-A’raf / 107)

    Bunun uzerine Musa asasini ativerdi; bir de ne gorsunler, asa apacik bir yilan (oluvermis)! (es-Suara / 32)

    C ekirge

     

     

    Biz de ayri ayri mucizeler olarak onlarin uzerine tufan, cekirgeler, bitler, kurbagalar ve kan gonderdik; yine de buyukluk tasladilar ve gunahkar bir kavim oldular. (el-A’raf / 133)

    Sanki etrafa yayilmis cekirge surusu gibi bakislari perisan (utanctan yere bakar) bir halde kabirlerden cikarlar. (el-Kamer / 7)

    Merkep

     

     

    Tevrat’la yukumlu tutulup da onunla amel etmeyenlerin durumu, ciltlerce kitap tasiyan merkebin durumu gibidir. Allah’in ayetlerini yalanlamis olan kavmin durumu ne kotudur! Allah, zalimler toplulugunu dogru yola iletmez. (el-Cum’a / 5)

    Yuruyusunde tabii ol, sesini alcalt. Unutma ki, seslerin en cirkini merkeplerin sesidir. (Lokman / 19)

    Dev Balik – Yunus & Balina

     

     

    Yunus kendini kinayip dururken onu dev bir balik yuttu. (es-Saffat / 142)

    Sen Rabbinin hukmunu sabirla bekle. Balik sahibi (Yunus) gibi olma. Hani o, dertli dertli Rabbine niyaz etmisti. (el-Kalem / 48)

    Domuz

     

     

    Allah size ancak oluyu (lesi), kani, domuz etini ve Allah’tan baskasi adina kesileni haram kildi. Her kim bunlardan yemeye mecbur kalirsa, baskasinin hakkina saldirmadan ve haddi asmadan bir miktar yemesinde gunah yoktur. Suphe yok ki Allah cokca bagislayan cokca esirgeyendir. (el-Bakara / 173)

    De ki: Bana vahyolunanda, les veya akitilmis kan yahut domuz eti -ki pisligin kendisidir- ya da gunah islenerek Allah’tan baskasi adina kesilmis bir hayvandan baska, yiyecek kimseye haram kilinmis birsey bulamiyorum. Baskasina zarar vermemek ve siniri asmamak uzere kim (bunlardan) yemek zorunda kalirsa bilsin ki Rabbin bagislayan ve esirgeyendir. (el-En’am / 145)

    At

     

    Nefsani arzulara, (ozellikle) kadinlara, ogullara, yigin yigin biriktirilmis altin ve gumuse, salma atlara, sagmal hayvanlara ve ekinlere karsi duskunluk insanlara cekici kilindi. Bunlar, dunya hayatinin gecici menfaatleridir. Halbuki varilacak guzel yer, Allah’in katindadir. (Al-i Imran / 14)  

    Kurt

     

     

    (Babalari) dedi ki: Onu goturmeniz beni mutlaka uzer. Siz ondan habersizken onu bir kurdun yemesinden korkarim. Dediler ki: Hakikaten biz (kuvvetli) bir topluluk oldugumuz halde, eger onu kurt yerse, o zaman biz gercekten aciz kimseler sayiliriz. (Yusuf / 13-14)

    Ey babamiz! dediler, biz yarismak uzere uzaklastik; Yusuf’u esyamizin yaninda birakmistik. (Ne yazik ki) onu kurt yemis! Fakat biz dogru soyleyenler olsak da sen bize inanmazsin. (Yusuf / 17)

    Sinek

     

     

    Ey insanlar! (Size) bir misal verildi; simdi onu dinleyin: Allah’i birakip da yalvardiklariniz (taptiklariniz) bunun icin bir araya gelseler bile bir sinegi dahi yaratamazlar. Sinek onlardan bir sey kapsa, bunu ondan geri de alamazlar. Isteyen de aciz, kendinden istenen de! (el-Hacc / 73)

    Bildircin

     

    Ve sizi bulutla golgeledik, size kudret helvasi ve bildircin gonderdik ve “Verdigimiz guzel nimetlerden yiyiniz” (dedik). Hakikatte onlar bize degil sadece kendilerine kotuluk ediyorlardi. (el-Bakara / 57)

    Ey Israilogullari! Sizi dusmaninizdan kurtardik; Tûr’un sag tarafina (gelmeniz icin) size vade tanidik ve size kudret helvasi ile bildircin eti lutfettik. (Ta-Ha / 80) 

     Koyun

     

     

    (Disi ve erkek olarak) sekiz es yaratti: Koyundan iki, keciden iki… De ki: O, bunlarin erkeklerini mi, disilerini mi, yoksa bu iki disinin rahimlerinde bulunan yavrulari mi haram etti? Eger dogru iseniz bana ilimle soyleyin. (el-En’am / 143)  

    Kurbaga

     

     

    Biz de ayri ayri mucizeler olarak onlarin uzerine tufan, cekirgeler, bitler, kurbagalar ve kan gonderdik; yine de buyukluk tasladilar ve gunahkar bir kavim oldular. (el-A’raf / 133)

    Orumcek

     

     

    Allah’tan baska dostlar edinenlerin durumu, orumcegin durumu gibidir. Orumcek bir yuva edinir; halbuki yuvalarin en curugu suphesiz orumcek yuvasidir. Keske bilselerdi! (el-Ankebut / 41)

    Karga

     

     

    Derken Allah, kardesinin cesedini nasil gomecegini ona gostermek icin yeri eseleyen bir karga gonderdi. (Katil kardes) Yaziklar olsun bana! Su karga kadar da olamadim mi ki, kardesimin cesedini gomeyim” dedi ve ettigine yananlardan oldu. (el-Maide / 31)

    Kelebek

     

     

    O gun insanlar yayilmis kelebekler gibi olurlar. (el-Karia / 4)

    Fil

     

     

    Gormedin mi Rabb’in fil sahiplerine ne yapti? (Fil / 1)

    Maymun

     

     

    Icinizden cumartesi gunu yasagini cigneyenleri elbette bilirsiniz. Iste bundan dolayi onlara “sefil maymunlar olun!” dedik. (el-Bakara / 65)

    De ki: “Allah katinda cezaya carptirilma bakimindan bunlardan daha kotusunu size haber vereyim mi? Allah, kimlere lanet etmis ve gazabina ugratmissa; kimlerden maymunlar, domuzlar ve seytana tapanlar yapmissa, iste bunlarin makami daha kotudur ve onlar duz yoldan daha cok sapmislardir. (el-Maide / 60)

    Aslan

     

     

    Aslandan kacmaktalar. (Muddessir / 51)  

    Bit

     

     

    Biz de ayri ayri mucizeler olarak onlarin uzerine tufan, cekirgeler, bitler, kurbagalar ve kan gonderdik; yine de buyukluk tasladilar ve gunahkar bir kavim oldular. (el-A’raf / 133)

    Kopek

     

     

    Dileseydik elbette onu bu ayetler sayesinde yukseltirdik. Fakat o, dunyaya saplandi ve hevesinin pesine dustu. Onun durumu tipki kopegin durumuna benzer: Ustune varsan da dilini cikarip solur, biraksan da dilini sarkitip solur. Iste ayetlerimizi yalanlayan kavmin durumu boyledir. Kissayi anlat; belki dusunurler. (el-A’raf / 176)  

    Keci

     

    (Disi ve erkek olarak) sekiz es yaratti: Koyundan iki, keciden iki… De ki: O, bunlarin erkeklerini mi, disilerini mi, yoksa bu iki disinin rahimlerinde bulunan yavrulari mi haram etti? Eger dogru iseniz bana ilimle soyleyin. (el-En’am / 143)

    Karinca

     

     

    Nihayet Karinca vadisine geldikleri zaman, bir karinca: Ey karincalar! Yuvalariniza girin; Suleyman ve ordusu farkina varmadan sizi ezmesin! dedi. (en-Neml / 18)

    Ari

     

     

    Rabbin bal arisina: Daglardan, agaclardan ve insanlarin yaptiklari cardaklardan kendine evler (kovanlar) edin. (en-Nahl / 68) 

    Hudhud

     

     

    (Suleyman) kuslari gozden gecirdi ve soyle dedi: Hudhud’u nicin goremiyorum? Yoksa kayiplara mi karisti? (en-Neml / 20)

     

  • Bizler ve Onlar…

    Tarih: 27 Ocak 2008 | Kategori: Diğerleri | Yazan: Hasan Ahmet Evliyaoğlu

    Ben…”

    Diye sızlanmaya başladığımızda; “ben” in dışındaki her şeyi unuturuz.

    Kâinat “ben” den ibaret olur.

    Ne kadar önemliyizdir o an…

    Ve ne kadar vazgeçilmez!

    Topu topu bir hayatlık canımız varken…

    Bir hayat…

    Doğumla ölüm arasında…

    Gittikçe daha hızlı geçen…

    Her an bitmeye doğru giden…

    Bir hayat…

    Ve “Ben” duygusu…

    istediğin kadar “ben” diye sızlan…

    Herkes sorar içinden ve asla sezdirmez karşısındakine; “Kimsin sen? Senden bana ne?”

    Sahtekâr tebessümler… Sahtekâr dinleyişler…

    •••

    Sen ilk kandırılan değilsin.

    Sen ilk yaralanan değilsin…

    Sen ilk yarı yolda bırakılan değilsin…

    Sen ilk “ayrılık” yaşayan değilsin…

    Sen ilk derde ve belâya düşen değilsin…

    Ve sen ilk aşık olan değilsin…

    Sen ilk “üzülen” değilsin.

    Ve aslında “sen” bir baksan aynaya…

    “Ben” bir baksam…

    Hiç…

    •••

    ilk insan ve ilk kandırılan… Kandırılma acısını ondan daha fazla kim yaşamıştır?

    Ve bedeli cennetten çıkmak kadar büyük olmuştur? Ve Kabil Habil’i, yani, bir evladı, diğer evladını kıskançlıktan katlederken, kim onun kadar üzülmüştür?

    iki türlü evlat acısı… Kim çekmiştir?

    Ve evladın Baba’ya güvenmemesi. Ve bir eşin, kocasını yarı yolda bırakması… Nuh Aleyhisselamın imtihanı… Oğlu Kenan’ın gemiye binmemesi… Eşi Vaile’nin kavminin reisine, Nuh Aleyhisselâm’ı çekiştirmesi…

    Kim böylesine yaralanmıştır? ihanete uğramıştır?

    Ya Hazret-i ibrahim?

    Sevgili eşini ve sevgili oğlunu ilâhî bir buyrukla çölün ortasında bırakmak zorunda kalışı…

    Hazreti Hacer’in, arkasından “Bizi burada yapayalnız kime bırakıyorsun?” sorusu…

    Ama “ilahî bir buyruk” olduğunu öğrendiğinde, tevekkülle teslimi…

    Hangi anne bebeğiyle çölün ortasında kalmaya razı olmuştur.

    Yapayalnız…

    Hangi baba bırakmaya?

    Ve kardeşlerin yanlışta birleşip, bir başka kardeşi kuyuya atmaları… Yani ölüme…

    Kim Hazreti Yakup kadar hasret çekmiştir.

    Kim Hazreti Yusuf kadar meşakkat?

    Ve kim Züleyha gibi aşık olmuştur; üstelik yaratılmışların en güzeline…

    Ve kim onun gibi mahcup olup, onun gibi kavuşmuştur?

    Kim?

    Sonra…

    Hazret-i Eyyub…

    Malını, mülkünü ve evladını bir anda kaybedip…

    Derdin, belânın, hastalığın en ağırına…

    Kim onun gibi sabretmiştir?

    Kim onun sevgili hanımı Rahime gibi, şehirden kovulduklarında yıkılmamış, eşine bakmaya devam etmiştir.

    Hangi kadın?

    Ve kavminin Hazret-i Musa’ya çektirdikleri?

    Her an vazgeçmeleri…

    Her an şüphe duymaları…

    Her an akıl almaz ve edep dışı isteklerle bunaltmaları…

    •••

    Ve yaratılmışların en üstünü… En güzeli…

    En…

    Sevgili Peygamberim…

    En çok çile çekeni…

    Anlatamam…

    •••

    Rabbimizin bütün elçileri, bütün sevgilileri, doğmakla ölmek arasındaki kısacık hayatları kurtarmak için gelmişler…

    Ve o hayatlara ibret olsun diye acıyı, ihaneti, kandırılmayı, terk edilmeyi, hastalığı, derdi, belâyı yaşamışlar…

    “Ben” değil, “hiç” olduğumuzu anlatmışlar…

    “Hiç” olunca “sevgili” olunacağını anlatmışlar…

    •••

    Anlamış mıyız? !

    •••

    Acı, çile, ihanet, ayrılık, aşk, hüzün, hastalık, zarar, ziyan, hasret, felâket…

    Anlayalım diye, en zorunu, uygulamalı olarak göstermişler…

    Hiç “Ben…” dememişler…

    Anlamış mıyız? !

  • EY YAHUDİ !

    Tarih: 27 Ocak 2008 | Kategori: Diğerleri | Yazan: Hasan Ahmet Evliyaoğlu

    Sen Süleyman Peygamberin ruhunu incittin ey Yahudi
    Davut Peygamberin ruhunu sarstın ey Yahudi
    Zebur’a ihanet ettin ey Yahudi
    Tevrat’ın ve Zebur’un
    Musa’nın Davut’un Süleyman’ın
    Ve bütün kitapların ve bütün peygamberlerin
    Gelmesini bekledikleri
    Geleceğini haber verdikleri
    Ve bütün kitapların ve bütün peygamberlerin
    Evrene, insana, yere, göre ışık saçan
     
    Nihayet Mescid-i Aksa’yı da yaktın ey yahudi
    Asırlardır insanlığın ruhunu yaktığın gibi ey yahudi
    Aya çıkarak göğe çıktığını sandın ey yahudi
    Göğe çıktığına inanır inanmaz
    Büyük Peygamberin göğe çıktığı yeri yaktın ey yahudi
    Mescid-i Aksa’yı yaktın ey yahudi
    Daha doğrusu yaktığını sandın ey yahudi
    Senin yaktığın gökteki Mescid-i Aksanın ancak
    gölgesidir ey Yahudi,
    Senin yaktığın Mescid-i Aksanın ruhu değil,
    Taş, toprak ve ağaçtan işaretidir ey Yahudi,
    Ölüler gibi donmuş bizlere de
    Belki Mescid-in ateşinden bir köz düşer de
    Buzlarımız çözülür ey yahudi
    Sen vaktiyle peygamberlere ihanet ettiğin gibi
    Şimdi de
    Onların en büyüğünün miraca çıkış noktasına
    Göğe yükseliş noktasına ihanet ettin
    Sen asıl kendi kurtuluşuna ihanet ettin
    Mescid-i Aksanın ruhu yakılmaz
    Yakılan ancak taş ve topraktır
    Sen asıl kendini yaktın ey yahudi
    Sen ancak kendi ruhunu ateşe attın
    Cehennemleştirdin kendini ey yahudi
    Kudüs’ü aldıktan sonra
    Gazze’de yapmadığın işkence kalmadıktan sonra
    Demek Mescid-i Aksayı da yaktın ey yahudi
    Utanmazlığını en son uca çıkardın
    Tanrıdan çekinmediğini
    İnançsızlığını
    Kara yürekliliğini
    Zulüm aşkını
    Bir kere daha ilan ettin
    Hakettiğin cezayı en şiddetli bir şekilde çekeceksin
    ey yahudi
    Sen kutsal Kudüs’ün ruhuna ihanet ettin
    Peygamberlerin dediği bir kere daha olacaktır.
    Sana haber verilen cezalar bir kere daha gelecektir
    başına
    Sen Süleyman Peygamberin ruhunu incittin ey yahudi
    Davut Peygamberin ruhunu sarstın ey yahudi
    Zebur’a ihanet ettin ey yahudi
    Tevrat’ın ve Zebur’un
    Musa’nın Davut’un Süleyman’ın
    Ve bütün kitapların ve bütün peygamberlerin
    Gelmesini bekledikleri
    Geleceğini haber verdikleri
    Ve bütün kitapların ve bütün peygamberlerin
    Evrene, insana, yere, göre ışık saçan
    Büyük Peygamberin ayak bastığı yere
    İmam olup bütün peygamberlere
    Namaz kıldırdığı yere
    İhanet ettin, aklınca hakaret ettin ey yahudi
    Hakettiğin cezayı en şiddetli bir şekilde
    çekeceksin ey yahudi
    Büyük Peygamberin haber verdiği gibi
    Sen cezanı çekerken
    En vahşi taşların arkasına saklansan bile
    Taşlar olduğun yeri haber verecek
    Çünkü sen taşı bile yakacak kadar kinlisin ey yahudi
    Sana hiç bir zarar vermemiş bir ümmet için
    Sıkıştığın her sefer seni kurtaran
    Seni koruyan
    Acımasından ötürü senin kendisine sığınmanı
    kabul eden
    Kerim, cömert, mert bir ümmet için
    İnsanlığın son ümidi bir ümmet için
    En büyük kini duymaktasın
    O fakir de olsa uludur
    O mazlumdur
    Sen onun ululuğunu ve mazlumluğunu, hakikat
    taşıyıcılığını kıskanıyorsun ey yahudi
    Bir gün gelecek azgınlığın sona erecektir
    Kutsal Kudüs kurtulacak
    Mescid-i Aksayı bu ümmet altından ve zebercetten
    ve yakuttan
    Yeniden yapabilecek bir kudrete erecektir
    O gün Tanrının azabı senin için şiddetli olacaktır
    Biz istesek bile seni ondan kurtaramıyacağız ey yahudi
    Bize bu yapılanı yapan sen değilsin
    Biz kendi cezamızı çekiyoruz
    Sen de bir gün kendi cezanı çekeceksin ey yahudi
    Sana yeryüzü lanet edecektir
    Sana gökyüzü lanet edecektir ey yahudi
    En kısa zamanda tövbe yolunu tutmazsan ey yahudi
     Dünya Seni Terketse deBiz YanındayızDayan Filistin 
                                                            Nurullah Genç / 1969

  • İSRAİL’İN GAP SENARYOSU..! Hasan TAŞKIN

    Tarih: 25 Ocak 2008 | Kategori: Diğerleri | Yazan: Hasan Ahmet Evliyaoğlu

    Ortadoğu, bugün İsrail’in işgalleri sonucu yaşanan bir insanlık dramına tanık oluyor. Kutsal kitapları Tevrat’taki ‘Vaadedilmiş Topraklar’ inancı doğrultusunda ilerlemekten vazgeçmeyen İsrail Devleti, bu kez Filistin’den başka bir tarafa göz dikiyor, hem de çok yakınımızda bir yere; Güneydoğu Anadolu’ya. Bu çerçevede de Kuzey Irak’ı Musevi kökenli Kürtlere teslim edilmesini sağlıyor… Şimdi perdenin ikinci yarısı var. Türkiye’nin Güneydoğu bölgesi… Gelecekteki su ihtiyacını karşılayabilmek adına şimdiden formüller aramaya başlayan İsrail Devleti, gizli gizli GAP bölgesine sokuluyor ve yanı başımızda ama kimseye duyurmayarak bölgeyi ele geçirmeye çalışıyor. Fakat bu çalışmalar Türk yetkililerin gözünden kaçmıyor ve konu Türk istihbarat raporlarına yansıyor. O günden itibaren başlayan gizli çatışmanın ve Yahudilerin gizli işgalinin hiçbir yerde yayınlanmayan raporlarını yazdığım ‘İsrail’in Gap Senaryosu’ isimli kitapta gün ışığına çıkıyor…  

    Kitabın ilk yayımından bu yana okuyucunun büyük ilgisi ile karşılaşıyor. İşte bu ilginin karşılığını vermek adına ‘İstihbarat Raporlarına göre İsrail’in Gap Senaryosu’ kitabımı güncelleştirdim… Sami Ofer olayı dahil son gelişmeleri de kitaba katınca, eski kitaba nazaran kitap sayfa sayısı 3 katına çıktı…

    Yeni kitap Truva Yayınları farkıyla, 276 sayfa, yepyeni bir kapak tasarımı ve mizanpajıyla 1 Aralık’ta kitapçılarda yerini alacak…

    İsrail Devleti’nin resmi olarak kurulduğu günden bu yana Ortadoğu’da çatışma, kan ve gözyaşı eksik olmadı. Asırlar boyu dışlanan, işkence gören ve sürgün hayatı yaşamak zorunda kalan Yahudiler, kendileri için kutsal olan topraklara yerleştikten sonra, geçmişte yaşadıklarının hesabını sormak istercesine her geçen gün sınırları genişleyen işgallerle tüm dünyanın kalbinin attığı bölgeyi daimi bir savaş alanına çevirdiler. Tevrat’ta belirtilen ‘vaad edilmiş topraklar’a ulaşmak için sınır tanımayan İsrail Devleti, radikal bir stratejik karar daha almış gibi görünüyor.

    “RAB bu ulusların tümünü önünüzden kovacak. Sizden daha büyük ulusların topraklarını mülk edineceksiniz.” Tevrat’tan yapılan bu alıntıyı doğrulamak istercesine gözünü Güneydoğu’daki topraklarımıza diken İsrail, yıllardır Musevi kökenli Türk vatandaşları üzerinden GAP bölgesinde arazi alımı yapıyor ve gelecekte karşılayamayacağı bir yaşamsal ihtiyaç haline gelecek olan suyu elde etmek için her türlü hamleyi yapmaktan çekinmiyor. ‘Ya suyu üretmek için imkân yarat ya da su için savaş’ parolasıyla hareket eden İsrail’in yıllardır Güneydoğu da çok uluslu şirketler ve Yahudi kökenli Türkler üzerinden yürüttüğü faaliyetler Türk istihbarat raporlarına da konu olunca işler karışıyor ve karşılıklı çalışmalar derinleştiriliyor.

  • Sonraki Sayfa »