Genç Musalli Websitemize Hoş Geldiniz!
GENÇ MUSALLİ » 2007 » Kasım

Dini yeri Neresi,Diyanet nerede duruyor?

Tarih: 29 Kasım 2007 | Kategori: Diğerleri | Yazan: Hasan Ahmet Evliyaoğlu

Diyanet’in durumuna bakıyorum. Ama halkın inançlarına saldırılar oluğunda sesini çıkarmayan, din adına dalgalandırıcı görüşlerin sadır olduğu,

bir yalıtım merkezi gibidir.

Malum çevreler Halifeliğin kaldırılmasını istediler ve kaldırılmasını sağladılar.

Türkiye’ye bir rol biçtiler.

Şu an da Kuzey Irak’ta olanlarla bizim güney doğumuzda olanlar bu parçaları birbirini bağlamaktadır. Dünya hakimiyetini sağlamanın başka bir yolu olamazdı. Diyanetin kaldırılması ile ilgili gürültülerin koptuğu bir zamanda, halifeliği konuşmanın zorluğuna rağmen, nerede bulunduğumuzu anlamamız gerekir.

 

En azından 300 yıldır İslami hükümlerden sıyrılmış sosyal yaşama,şehvete,modernlik ve laikçilik adına işlenen cinayet fikir ve görüşlere sesi çıkmayan bir basit memur statüsünde ki diyanet.Padişahın sağ yanında ki şeyhülislam dan bu tapu kadastro memuru seviyesinde bir memurlukla,laiklik(Din dışı)kurallara da zorlanan bir yapıya kavuşturdular.

Halkın inanç ve değerlerine her gün saldırılar ve değersiz ve şerefine leke davranışlar karşısında sesini çıkarmayan bir yapının, Müslümanları temsil edip, İslam’ın hakkını teslim edeceğini düşünebilmek mümkün mü? Hükümler yerine,örf ve adetlerin, asıl yerine başka fasılların,bilgi ve bilinç yerine sathiliğin hakim olduğu,sonbahar-kış kreasyonundan hafif dekolte bir İslam’ı halkımıza dayattılar.Gerçi bunu da çok görmekteler..Aristokratik,İslam’ın dışında bir yaşam tarzını benimsemiş,İslami bilgiden yoksun ama, Müslüman görünmek istekliliğine de tahammül edilmemesinin siyasi v.d nedenlerine inmek gereklidir. Bu hesaplara bağlı değişik hesapların döneminden geçiyoruz.

Osmanlı’nın son dönemlerini, Kanuniden sonrasını değil, öncesini de incelemek e korkmadan yanlışlıkları söylemek gerekir. Bu Cumhuriyet dönemi için de böyle.Son olaylar,halkın parasıyla halka dayılanmanın,sivilleri itaatsizliğe zorlamanın kimseye faydası olmaz.Halkın inancına tahammülsüz yöneticiler halkın nefreti celbetmiştirler.Dine ve dince değerli şeylere saldırıp,karşıya da geçerek,istismardan bahsetmek samimiyetsizliktir.Diyanetin tavır koymaması da çok şedit bir durumdur.Zirvelere gelenlerin zırvalarına tahammül etme lüksümüz yoktur.Milletin parasıyla bir millete caka satılamaz.Bu işler böyle gidemez, gitmemeli de

  • Başörtüsü mağduru,Tevhide Kütük’ün yarışmada ki ödüllü yazısı

    Tarih: 29 Kasım 2007 | Kategori: Diğerleri | Yazan: Hasan Ahmet Evliyaoğlu

                       Başörtüsü Mağduru Ve İnsan Hakkı İhlaline Uğrayan Kardeşimizin Ödüllü yazısı

    “Dünyanın her yerinde öğretmenler, toplumun en fedakâr ve saygı değer insanlarıdır” diyen Başöğretmen’in duyduğu saygı kadar saygı duyuyorum sana. Onun verdiği değer kadardeğerlisin…

    Öğretmen… ne demektir öğretmen? Öğretmen, toplumu cehaletten kurtarmaya çalışan bir savaşçı. Alilere, Fatmalara, Yasinlere bilgi dağıtan, onlara sevgiyle yaklaşan, onları saran sıcak bir kucak. Ya da,ufukları aydınlatan bir kandil…Ben, seni böyle tarif ediyorum öğretmenim. Yalnız bu kadar mı? Hayır. Sen bir ufku aydınlatmak uğruna mum gibi erimeye razı olan. Sen, taze ruhları işleyip, onlara şekil veren. Ve sen ki, tarumar olmuş bir
    bahçenin son ümidi… Bir heykeltırın mermere verdiği şekil misali bilginle şekillendir beni. Sadece beni mi? Hayır, ben nasıl muhtaçsam sanabir öksüz, bir yetimde öyle muhtaç.ÖĞRETMENİM SEN BİR ANNESİN Sen “ah, bir öğretmenim olsa, beni bilgisiyle sulasa, beni ısıtsa” diyen sokak çocuğunun hayalisin. Onun masum gözlerinde canlandırdığı annesin. Ya da, baba… Bunca çiçekler susuzken sana, bilgi yağmurunu sal onlara.

    Yağmurunda can bulsunlar, güneşinde sevgi.


    Uzatmalısın ellerini.Yetişmeli elin taa Doğulara, Batılara, Kuzeylere ve Güneylere. Hatta,
    dünyanın dört bir yanına. Fakat ülkeler değil, gönüller fethetmelisin.
     
    “Dünyanın her yerinde öğretmenler, toplumun en fedakâr ve saygı değer insanlarıdır.” diyen Başöğretmen’in duyduğu saygı kadar saygı duyuyorum sana. Onun verdiği değer kadar değerlisin. Gözlerine baktığımda görmeliyim, okyanusların derinliklerini, dünyayı, gezegenleri. Ellerini uzattığında anlamalıyım, tarihimi, geçmişimi, atalarımızın bizler için yaptıklarını. Ve dudaklarında dökülen her söz belleğime yerleşmeli. BİR GÜN GÖREVİN KALMALI YADİGÂRBir gün gelmeli. Öyle bir gün gelmeli ki, görevin yadigâr kalmalı bana. Verdiğin emeği, sevgiyi, bilgiyi ben de sunmalıyım Mehmetlere, Sevdalara.

    En güzide bilgiler vererek yetiştirmeliyim onları. Bana“öğretmenim” diyen küçük kalpleri hazırlamalıyımgeleceğe…

    İşte bu duygularla nesillere ulaşmalı. Öğretmenlik, Sadece 24 Kasımlarda değil, Şubatlarda, Nisanlarda da hatırlanmalı öğretmenin değeri. Toprağın altında gömülü kalmamalı, asırlarca. Bilgi için GÖNÜLLER KAZANMALIBİR ÖĞRETMEN, GÖNLÜNÜ ADAMALI BİR ÖĞRENCİ

    Tevhide Kütük / Kozan İmam Hatip Lisesi 11. sınıf öğrencisi 

    (Senin başında ki örtü, kalbindeki imana Hayranım bacım!)  

  • Bu Kadarına da Pes!!! Bu Vatan Uğruna Şehitler Kimin Çocukları!!

    Tarih: 25 Kasım 2007 | Kategori: Diğerleri | Yazan: Hasan Ahmet Evliyaoğlu

     Başörtülü Öğrenci Kürsüden İndirildi
    Adana’nın Kozan ilçesinde başörtülü İmam Hatip 11. sınıf öğrencisi, ödülünü almak için çıktığı kürsüden indirildi.

    Şimdi terörün kökünü kazıdım diye gögsü kabarmıştır.Onu ordan indirirler elinde silahı yok ki garibin..Dağdakileri de indirselerde memlekete iyilikleri dokunsa olmaz mı?İrticadan kurtarmalarından kurtulmak istiyoruz.Asıl irtica insanların giyim kuşamlarını gericilik addetmektir..Başörtülü bir kızı kürsüden indirmek Çanakkale de imdada gelen şehidlerin ve Rasulullah’ın ve biz mü’minlerin kanına dokunmaya devam etmektedir.Allah’ından bulsalar da memleket bu düşüncelerden tez elden kurtulsa..Dua edelim ve aminler karışsın zalimlere karşı mazlumların dualarına…

    Bu komutanların,bu halkın inancı gereği başını örten fertleriyle ilgili ne dertleri var. Bunların evlatları şehit olunca gidip sarılacaksın sonra da,yok okumayacaksın, yok benim olduğum yerde gözüme görünmeyeceksin, benim mekanıma,hastaneme girmeyeceksin, sonra vatan koruma ve kollama görevimizde evlatlarınız şehid olursa utanma pazarı gelip arada bir acını paylaşır gibi yaparız.

    Sen otur evinde doğur biz sahip olamazsak ve ölürlerse gelir seni teselli ederiz.demektir bu. Allah’tan korkmuyorlarsa da hiç mi muhasebeleri yok bunların.. Evlatlarını başörtüsü yüzünden okuldan almak zorunda olan anneler yarın “vicdani red“ci olsalar seni, vatanı kim koruyacak ve sen hangi askeri komuta edeceksin. Salonda değil, vatanda bile yalnız bunlar…

    Askerimiz imanlı ama komutanlarımız .. laikmiş(!). Siz laik olabilirsiniz, devlet te laik olabilir ama, artık kabak tadı verdiniz … Bu millet, askerleri ve askerliği seviyor ama, asla sizin şu yaptığınız muameleyi ne hak ediyorlar, ne de siz onların sevgisine mazhar oldunuz. Bunu iyi bilmek ve ayırt etmek durumundasınız, demek zorunluluğunu hissetmekteyiz… Halka rağmen, halkın çocuklarına bu ayırımcılığı yapmanızı, “demokratik bir hak olarak” protesto ediyorum ve şiddetle kınıyorum.

    http://www.leman.com.tr/kapakindex.jpg

  • Bilemedik imanı,kaybettik ameli…

    Tarih: 23 Kasım 2007 | Kategori: Diğerleri | Yazan: Hasan Ahmet Evliyaoğlu

    AH Kardeşim,

    Hırslarımız gözümüzü köretti.Bizi öfkeyle kalkıp zararla oturan, bir mizacın sahipleri olduğumuzu biliyorlar. İmani hakiatlerden yüz çevirerek kızgınlığımızı iman kıldık. İmanımız eriyip gitmişken…

    Neye iman,neyi dert ettik bilemedik…Gülerken ağlanacaktı halimiz…Ağlarken gülünçtü halimiz.. Ne kızmayı, ne sevinmeyi, ne de sevmeyi-sevilmeyi bildik… Yitirdik sevdalarımız..

    Yitik sevdaların baharında kan ağlarken içerimiz,kurşun oldu düşlerimiz, düşüncelerimiz.

    İmanımızı biçtik, biçtiler imanımız. İman adına inançsızlıklar sergiledik, küfür serdik iman tahtalarımıza.. Kurudu, tevhid iklimlerine vasıl olmayan yüreklerimiz..İlay-ı kelimetul diye, ne hülyalarımız kaldı, ne de rüyalarımız.. Bizi uyanıkken değil, uyurken bile başka hülyalar görür hale getirdiler..

    Bizi mü’minler olarak,Rabb’e teslimiyetten ayırıp,kul ettiler başkalarına,başka başka inançlara, imanlara..

    İmanımız başka, ismimiz hep İslam kaldı.. Ne tad kaldı, ne lezzet yaşantımızda iman değil kalmak, esamesi kalmadı dön de bir bak nerde hakikatli amel..

    Bir arada bir alev gibi parlarken çok kuvvetli ve görkemli,yine aynı şekilde söndü,söndürüldü aşk- tevhid’elerimiz… Sevgiyi imana yakıştırmadık, menfaatlerimize dokundu hep.. Sevmeyi şehvetin eserinde boğduk.. Sevgi kalmadı imanımızda..

    Dünyalıklara dalmışken gönül çeşmemizden akan damlalar.. Ağlama ey çeşm-i gönül, Rabbe tesliminden bizar bir amelin var diye.. Teslimden kaçışın yok, meğer ki sonunda olmayan amelin boğmaya imanını.. Teslimi ruhun acı firakında şeytanın çaldığı imanlardan uzak durmamız dileğiyle…

    Cenneti satın alamazsınız, vermeyince can, mal ve nefesini yoluna kurban Allah’ın.. Teksif edilmiş yoğunluktan yoksun kalp ve dimağlarda imanın, Amelin açar bir küfür rüzgarı eser de kurur amelin korumadığı o güvendiğin imanın…Selat ve selam Hakperest olan,putperest olmayanlara….

  • Siz de 5 Vakit Namaz Kılmak İster misiniz?

    Tarih: 22 Kasım 2007 | Kategori: Diğerleri | Yazan: Hasan Ahmet Evliyaoğlu

     

    ” Namaz dinin direğidir .
    ( Hadisi Şerif )

    Hayatımızı kelimelere dökecek olsak onu su şekilde tanımlayabiliriz . Hayat , vesileler toplamıdır . Dikkatle bakacak olursak hayatimizin vesilelerle örülü olduğunu görmek hiç de zor olmayacaktır .Bir vesileyle doğduk , doğumumuzun vesilesi anne - babamızdı . Bir vesileyle öğrendik , bu vesile öğretmenlerimiz / hocalarımızdı . Bir vesileyle ise girdik , bu vesile bir ahbabımızdı . Bir vesileyle en yakin arkadaşımızı tanıdık . Görüyorsunuz ya hayat hep bir vesile . Bu yazı da niçin sizin namaza başlamanıza vesile olmasın ki . Vesileler bazen fırsattır ve bu fırsatlar iyi değerlendirilmelidir ki sonunda kocaman bir KESKE olmasın . İşte bu yazı sizin namaza başlamanıza vesile olması icin yazıldı . Bu yazıyı sakin bir kafayla ve sakin bir mekânda okumanız yazıdan alacağınız verimi artıracaktır . Simdi sizi hayatinizin kararıyla baş başa bırakıyorum . Ve kararınızın bizi sevindirmesini ümit ediyorum .

    “Namaz kılmayı çok istiyorum ama bir türlü kılamıyorum .

    Bir ara çok güzel namaza başlamıştım ama şimdi kılmıyorum”

    Diyorsanız lütfen bu yazıyı çok dikkatli okuyunuz . Merak etmeyin size çok kotu şeylerden bahsetmeyeceğim bilakis size sevineceğiniz ama çok sevineceğiniz bir haber vereceğim . Neyi mi haber vereceğim ? Yazıyı sonuna kadar okuyun anlayacaksınız haberin ne olduğunu .


    Duydunuz mu ? NLP diye bir bilim var . NLP yani başarının bilimi . İnsanlar nasıl başarılı oluyorlar ? Başarıya ulaşmanın yolu nedir gibi konuları içermekte bu bilim . Yalniz bu bilim daha çok dünyevi ( zengin olma , kariyer sahibi olma gibi ) amaçlar icin kullanılmaktadır . Biz de bu bilimin temel prensiplerini kullanarak namaz kılmayan / kılmak isteyip de bir türlü namaza başlayamayan Müslümanlara , bu temel prensiplerle namaz kılmanın hiç de zor olmadığını göstermek istedik .

    Eğer bir kimse bu prensipleri uygularsa KESİNLİKLE AMA KESİNLİKLE NAMAZ KILANLARDAN OLACAKTIR !

    Şimdi bu bilimin temel prensiplerini belirtelim .

    1 - ” Bir şeyi bir insan yapabiliyorsa siz de yapabilirsiniz . “

    Evet, namaz kılan milyonlarca insan var . Bu insanlar namaz kılabildiklerine göre bunu siz de başarabilirsiniz . Söyler misiniz sizin namaz kılan insanlardan neyiniz eksik ? Bakiniz o kadar insan namaz kılıyor siz niçin kılmayasınız ki ?

    2 - ” Bir şeyi başarabilmek icin onu gerçekten istemelisiniz . “

    Unutmamak gerekir ki hayatimiz isteklerimizden ibarettir . Size istemediğiniz bir şeyi hiç bir baskı kullanmadan kim yaptırabilir veya istemiş olduğunuz bir şeyi kim engelleyebilir ? Simdi kendi kendinize bir sorun bakalım gerçekten namaz kılmayı istiyor musunuz ? % kaç istiyorsunuz ? % 10 mu , % 20 mi , % 40 mi , % 70 mi yoksa % 100 mu ? Sunu unutmayınız ki bir şeyi başarabilmek icin onu % 100 istemek gerekir . Yolda giderken bir mağazada çok güzel bir kazak gördüğünüzü ve onu çok beğendiğinizi düşünelim . O kazağın sizin olması için ne yapmanız gerekir ? O kazağı beğenmek yetmez % 100 istemeniz gerekir ki o kazağı alasınız . Yoksa sadece beğenmek yetmez değil mi ? Beğenip de almadığımız o kadar çok şey var ki .

    3 - ” Başarabilmek icin o yolda her türlü engeli aşmanız gerekir . “

    Her şeyi isteyebilirsiniz ama bazı engellerden dolayı bu isteklerinizi gerçekleştiremezsiniz . Ama istiyorsanız , çok istiyorsanız o engeli asar ve o isteğinizi yerine getirirsiniz . Başarı yolunda VAZGEÇMEYENLER BAŞARIR . Mağaza örneğine dönersek , çok istiyorsunuz ama kazak pahalı bu sizi engeller mi ? Çok istiyorsanız HAYIR . Veya yanınızda o kadar para yok , ne yaparsınız ? Vazgeçecek misiniz ? Hani çok istiyordunuz ? Çok istediğiniz için o kazağı ya mağazaya borçlanıp alacaksınız ya borç bulup alacaksınız ya da paranızı denkleştirdikten sonra alacaksınız ama hiç bir zaman VAZGECMEYECEKSINIZ eğer gerçekten istiyorsanız . Namaz kılmak istiyorsunuz ama su abdest olmasa . Abdest almak gerçekten istediğiniz halde namaz kılmanıza engel olabilir mi? Veya namaz kılmayı çok istiyorsunuz ama namaz surelerini bilmiyorsunuz . Namaz kılmak icin Fatiha suresi ile Kevser suresi yeterlidir ve bu ikisini ezberlemek sizin az bir zamanınızı alacaktır . Namaz kılmak icin az bir zamanınızı veremeyecek misiniz ?
    4 - ” Başarı yolunda meydana gelen bazı aksaklıklar sebebiyle başarı hedefinizden ASLA VAZGEÇMEYİNİZ . “

    Namaz kılmaya başladınız ama bir vakit namazınızı kılmadınız / kılamadınız . Bu durumda yapılması gereken hiç bir şey olmamış gibi namaz kılmaya devam etmenizdir . Arkanıza hiç bakmayın siz hedefinize yönelin . Araba arka cama bakılarak değil on cama bakılarak sürülür .

    5 - ” Hedefinizi ASLA ERTELEMEYİN! “

    Namaz kılmaya başlayacaktınız ama ertelediniz, ertelediniz ne oldu? Bir turlu namaza başlayamadınız. Ertelemek isteği oldurur ve basarînin en büyük düşmanıdır. Namaza başlamak istiyorsanız HEMEN ŞİMDİ başlamalısınız. Eğer ben yârin başlayacağım, akşama başlayacağım, Cuma günü başlayacağım diyorsanız, ben size söyleyeyim KESİNLİKLE BAŞLAYAMACAKSINIZ! Hz. Peygamber ( s .a .v ) şöyle buyurdu:

    ERTELEYENLER HELAK OLMUŞTUR!

    6 - ” Başarıya ulaşmak için hedefinizi her zaman canlı tutunuz.

    Namaza başladınız, sizin hedefiniz bu değildi. Siz 5 vakit namaz kılmak istiyordunuz. İşte bunu gerçekleştirebilmek icin hedefiniz her zaman canlı olmalı. Bu tıpkı cep telefonuna benziyor. Cep telefonunuz şarjı bulunduğu müddetçe ise yarar. Şarj bitti mi onu şarj etmek lazım ki ise yarasın oyle değil mi? Namaz da öyle, şarjı bitirmemek lazım, şarj bittiğinde kendimizi namaz konusunda şarj etmemiz gerekir ki bunu yapmazsak iste o zaman namazı bırakırız. Kendimizi bu konuda şarj etmek için sohbetlere gitmeli, namaz kılanlarla birlikte olmalıyız. Sohbetlere gitmek ve namaz kılanlarla birlikte olmak bize her zaman namaz kılma hedefimizi canlı tutacaktır. Hedefinizin canlı kalması icin elinizden geleni yapınız çünkü o canlılığını kaybederse hedefiniz can verecektir.

    7 - ” Hedefinize ulaşmak için çevrenizdekilere karşı sağır olunuz. “

    Siz şimdi namaza başladınız, arkadaşlarınız, aileniz sizinle dalga geçebilir. ” Ooo Hoca mı oldun? Sen asla 5 vakit namaz kılamazsın. Tamam, şimdi kılarsın ama gör bak 3 gün sürmez .” gibi bir suru laf işitebilirsiniz çevrenizden iste bütün bunlara karsı sağır olun hatta cevap bile vermeyin. Siz hedefinize yoğunlasın boş verin böyle şeyleri. Siz hedefinizden ASLA AMA ASLA VAZGEÇMEYİN.

    Evet, işte o tarihi an geldi. Şimdi kendi kendimize söz vereceğiz ve böylelikle namaza başlamış olacağız bundan sonra söylediğimiz gibi..

    Namaz kılma idealiniz için , ÜŞENMEYİN , ERYELEMEYİN ve ASLA VAZGEÇMEYİN .

    ” Şimdi kendi kendime söz veriyorum . Namaz kılacağım ve hiç bir zaman namazı bırakmayacağım . Hiçbir zaman namaz kılma hedefimden vazgeçmeyeceğim .”

    Söz mü ? SÖZ .

    Ben inanıyorum ki SEN sözünü yerine getireceksin . Çünkü SEN istedin mi YAPARSIN .

  • Sonraki Sayfa »