Genç Musalli Websitemize Hoş Geldiniz!
GENÇ MUSALLİ » 2007 » Eylül

Her haliyle bizlere en güzel örnektir

Tarih: 29 Eylül 2007 | Kategori: Diğerleri | Yazan: Hasan Ahmet Evliyaoğlu

Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) her ise besmele ile başlardı. “Besmele ile başlamayan işin Hayrı ve bereketi kesiktir” buyurmuştu.

Herkese selam verirdi. “Allah katında insanların en değerlisi karsılaştıklarında önce selam vermek için harekete geçendir.” buyururdu.

Boş sözlerden kaçınırdı. “Malayani şeyleri terk etmesi, bir kişinin Müslümanlığının güzel olmasındandır.” buyurmuştu.

Evine selam vererek girerdi.

Çocuklarla sakalaşırdı.                                                                                                                     

Bir evin kapısını en fazla 3 kez çalardı.

İsteyeni reddetmezdi. “Bana infak etmem ve yoksulluktan korkmamam emredildi.”

buyurmuştu.

Karnı acıkmadan yemezdi. “Karnınız iyice acıkmadan yemeğe oturmayın, tam doymadan da kalkın.”  buyurmuştu.

Güzel kokular sürünürdü.

Misafire ikram etmeyi severdi. “Allah’a ve kıyamet gününe iman eden kimse, misafirine ikram etsin.” buyurmuştu.

Hasta ziyaretini ihmal etmezdi. 

Cenaze namazlarına katılırdı.

Irkçılık yapanları sevmezdi.

Namazları cemaatle kılardı.

Hep Hayrı tavsiye ederdi.

Yemekten önce ve sonra ellerini yıkardı.

Elbisesini sağdan giyerdi.

Alış-verişte sağ elini kullanırdı.

Olmuş kişileri hayırla yâd ederdi.

Yemeğin sonunda şükrederdi.

İnsanlara hediye verir ve hediyelerini kabul ederdi.

İnsanların en mütebessimiydi.

İnsanlara latife yapardı.

Ondan asla kaba bir söz duyulmamıştı.

Temizliğe çok önem verirdi.

İşçinin emeğinin karşılığını hemen verirdi. “İşçinin ücretini alnının teri kurumadan veriniz.” buyurmuştur.

  • Dinlenme Rekoru Kıran İlahi ve Sözleri

    Tarih: 29 Eylül 2007 | Kategori: Diğerleri | Yazan: Hasan Ahmet Evliyaoğlu

    İslam dini 5 temel üzerine kurulmuştur, 

    Dindeki 5 temel: Namaz, oruç, zekat, hac, şehadet. 

    Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur, 

    Ve yine şehadet ederim ki Hz. Muhammed O’nun kulu ve elçisidir. 

    Namaz kılmak, zekat vermek, Ramazan’da oruç tutmak, 

    Ve güç yetirebilenin Allah yolunda hacetmesi… 

    Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur, 

    Ve yine şehadet ederim ki Hz. Muhammed O’nun kulu ve elçisidir. 

    Kainatta Allah’tan başkasına ibadet etmem, ancak Allah’a ibadet ederim, 

    Ve Resul de insanlar için bir yol göstericidir. 

    İslam dini 5 temel üzerine kurulmuştur, 

    Dindeki 5 temel: Namaz, oruç, zekat, hac, şehadet. 

    Ve Rabbim ile bu 5 şeyle konuşuyorum, 

    Sürekli olarak bedenimi namaz, abdest, ruku ve huşu ile temizliyorum. 

    İslam dini 5 temel üzerine kurulmuştur, 

    Dindeki 5 temel: Namaz, oruç, zekat, hac, şehadet. 

    Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur, 

    Ve yine şehadet ederim ki Hz. Muhammed O’nun kulu ve elçisidir. 

    Namaz kılmak, zekat vermek, Ramazan’da oruç tutmak, 

    Ve güç yetirebilenin Allah yolunda hacetmesi. 

    Ve malımı zekatımla arttırıyorum, 

    Allah’ın rızası için malımı temizliyorum. 

    Fakir, fukaraya Allah rızası için bağışlıyorum. 

    İslam dini 5 temel üzerine kurulmuştur, 

    Dindeki 5 temel: Namaz, oruç, zekat, hac, şehadet. 

    Nefsimi oruç ile kontrol ediyorum, 

    Ve Allah’ın sevgisi ile sabrediyorum. 

    Çok sevdiğim kardeşime Rabbimi ve cenneti hatırlatıyorum, 

    Ve zikrediyorum. 

    İslam dini 5 temel üzerine kurulmuştur, 

    Dindeki 5 temel: Namaz, oruç, zekat, hac, şehadet. 

    Hac ve tavaf dünyadaki küçük diriliştir, 

    Zengin ve fakir için Allah katında fark yoktur. 

    İslam dini 5 temel üzerine kurulmuştur, 

    Dindeki 5 temel: Namaz, oruç, zekat, hac, şehadet. 

    Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur, 

    Ve yine şehadet ederim ki Hz. Muhammed O’nun kulu ve elçisidir. 

    Namaz kılmak, zekat vermek, Ramazan’da oruç tutmak, 

    Ve güç yetirebilenin Allah yolunda hacetmesi…

    http://www.furkanhaber.com/haber.php?haber_id=163

      

      

     

  • ”Başörtüsü, Türkiye’nin bir gerçeğidir!”

    Tarih: 29 Eylül 2007 | Kategori: Diğerleri | Yazan: Hasan Ahmet Evliyaoğlu

    Ahmet TAŞGETİREN’in Yazısı

    Ahmet Taşgetiren 32. Gün ve A&G araştırma şirketinin ortak çalışmasıyla yapılan ankette çıkan sonuçlar hakkında çıkarımlarda bulundu.

    Mehmet Ali Birand ve Rıdvan Akar’ın hazırladığı 32. Gün ve A&G araştırma şirketinin ortak çalışmasıyla yapılan ankette halkın yüzde 73,7’si üniversitelerdeki türban yasağının kaldırılmasını istedi. “Yasak devam etsin” diyenlerin oranı yüzde 26.3 

    Araştırma sonuçlarına göre halkın yüzde 70′i türbanı siyasî simge olarak görmüyor. Türbanın siyasi bir simge olduğunu düşünenlerin oranı ise yüzde 19. 

    Türkiye’de her yüz kadından 61′i başını kapatıyor. Evlerin yüzde 74.3′ünde başörtülü bir insan var. 

    Halkın yüzde 70,5′i Cumhurbaşkanı’nın eşinin türbanlı olmasının sorun olmadığı görüşünde.   

    Ankete verilen cevaplarda, yasakların kaldırılması ve özgürlüklerin genişletilmesinde gençlerin yaşlılara oranla daha radikal olduğu görüldü. 18-27 yaş grubundaki gençler, üniversitelerde türban yasağının kaldırılmasını orta ve üst yaş gruplarından daha fazla istiyor.  

    Yeni anayasanın türban serbestliği getirmesini isteyenler yüzde 62 olarak gözükürken; yüzde 27′lik kesim ‘getirmemeli’ düşüncesine sahip. 

    ‘Erkekler başörtüsü konusunda kadınlara baskı yapıyor’ yaklaşımı da anket çalışması ile boşa çıkarılıyor. Ankete katılan kadınlar, erkeklerden daha yüksek bir oranda üniversitelerde türban yasağının kaldırılması gerektiği görüşünde. (Erkekler yüzde 72, kadınlar yüzde 74,9.)  

    Başörtüsünün siyasi simge olup olmadığıyla ilgili verilen cevaplar siyasi tercihlere göre farklılık gösteriyor. AK Partililerin yüzde 87,4′ü, MHP’lilerin yüzde 74,6’sı, DTP’lilerin yüzde 70,8′i hayır derken, CHP seçmeninin yüzde 55,2’si türbanı siyasi simge olarak görüyor.  

    Başını kapatanların yüzde 64.1′i inancı gereği örtündüğünü söylüyor. Ötekiler ise alışkanlık, gelenek tarzında ifade ediyor. Aile büyüğü isteği” diye cevaplayanların oranı yüzde 3.2 

    Baştaki örtünün nasıl tanımlandığı sorusuna yüzde 78.4′ü başörtüsü - eşarp, yüzde 2.1′i çarşaf, yüzde 5.3′ü türban, yüzde 14.2’si de yöresel örtü tanımlaması yapıyor. 

    Anket çalışması; 21-23 Eylül 2007 tarihleri arasında Türkiye’nin 7 coğrafi bölgesinde, 38 il ve 128 ilçede, bunlara bağlı 157 mahalle ve köyde, 18 yaş ve üstü seçmen nüfusunu temsil eden 924′ü kadın toplam 1863 denekle hanelerde yüz yüze görüşme metoduyla yapılmış.

  • Yavuz Sultan Selim’in Son Sözü

    Tarih: 29 Eylül 2007 | Kategori: Diğerleri | Yazan: Hasan Ahmet Evliyaoğlu

    Yavuz Sultan Selim, hayatının son demlerinde yanından ayırmadığı doktoru Hasan Can’a hasta yatağında bulunduğu bir sırada:

    — Hasan, beni nasıl görüyorsun, dedi. Hasan Can:

    — Sultanım Allah’a kavuşmak zamanıdır. O’na yöneliniz! dedi.

    Yavuz:

    —— Ya Hasan bunca zamandır sen bizi kiminle sanıyorsun? Allah’a karşı bir kusurumuz mu var?, dedi. Hasan Can:

    — Sultanım hiç bir zaman sizin için öyle düşünmedim ve düşünmem. Yalnız şu var ki her zamanki halinizle şimdiki haliniz mukayese edilemez… Ben bu bakımdan size hatırlatmak istedim, demişti ki Padişahın ağzından artık son defa Lailahe illallah, Muhammedün Resûlüllah dediği duyuldu. Yavuz Sultan Selim şehadet getirerek ruhunu teslim etti.  

  • Kötü huy diken gibidir

    Tarih: 29 Eylül 2007 | Kategori: Diğerleri | Yazan: Hasan Ahmet Evliyaoğlu

    Mevlâna hazretleri, Mesnevi’de kötü huyun insanın nefsine ve çevresine nasıl bir eziyet yaptığı hakkında şöyle bir hikâye anlatır: Huysuz adamın biri bir gün herkesin gelip geçtiği yol üzerine dikenli çalılar diker.

    Yoldan geçenler her ne kadar “Bunları buradan sök at” dese de o bunların hiçbirine kulak asmaz. Yine kendi bildiğini okur. O dikenli çalılar büyür yoldan geçen halkın ayağına takılır, onlara eziyet eder. O yoldan geçenler perişan olur. Bu durum valiye kadar intikal edince vali onu yanına çağırır. Dikenleri sökmesi için emreder. O da sökerim diye söz verir, ama bugün yarın diye ertelemeye devam eder. Ne sökmem der ne de sökmeye teşebbüs eder.

    Bir gün vali onu yanına çağırır, “Verdiği sözde durmayan adam, emrimi uygula!” diye sıkı sıkı tembihler. Ağır ikazlarda bulunur. Çalıları diken huysuz adam da şöyle der: “Önümde hayli günler var. Merak etme nasıl olsa günün birinde sökerim.” Vali ise çabuk olmasını söyler ve onu uyarmaya devam eder. Ama adam sözden anlamaz. Dikenler de kök salıp büyümeye devam eder.  

    Mevlânâ, hikayenin bu kısmında bir işi yarına ertelerken zamanın su gibi akıp gittiğini söylüyor ve, “Her gün sen yarın bu işi görürüm diyorsun ama günler geçip gittikçe o dikenler daha da kuvvetleniyor. Onu sökecek olan da ihtiyarlıyor, kuvvetten düşüyor. Sen de her bir kötü huyunu bir diken bil. O dikenler kaç keredir senin ayaklarına battı. Kaç kere oldu seni kötü huyun yaraladı. Sen kendi tabiatından hastalandın da duygusuzluğun yüzünden habersizsin. Çirkin huyunun da başkalarını rahatsız ettiğini bilmiyorsun. Sen şu dikeni gülfidanı haline getir. Gülfidanı ile onu aşıla. Böylece sendeki dikenler gülfidanı haline gelsin. Eğer sen de şerri gidermek istiyorsan, ateşin gönlüne hakkın rahmet suyunu dök.”  

    Mevlâna, burada nefsinin kötü arzularına düşmeyi dert edinmeye dikkat çekiyor ve diyor ki:  

    “Nefsinin ateşi söndüren sonra, gönül bahçesine dikersen biter. Laleler, ak güller, güzel kokulu çiçekler yetişir. Sözün kısası, işini yarına bırakma. Çabuk tövbe et de istiğfarı yarına bırakma. Yıl geçti ekin vakti geldiğinde sende yüz karalığından başka bir şey kalmaz.  

    Beden ağacının köküne kurt düştü.  

    Onu söküp ateşe atmak, kulluk yaparak iyi işlerle onu öldürmek gerek.”  

     

     

  • Sonraki Sayfa »