Atatürk’ün bilinmeyen röportajı
|
|
Yeni Aktüel dergisi Atatürk’ün ordu-siyaset ilişkisine bakışını ortaya çıkardı. İşte Atatürk’ün Mondros’un ardından bir gazeteye verdiği röportajda söylediği çarpıcı sözler.

|
|
Yeni Aktüel dergisi Atatürk’ün ordu-siyaset ilişkisine bakışını ortaya çıkardı. İşte Atatürk’ün Mondros’un ardından bir gazeteye verdiği röportajda söylediği çarpıcı sözler.
Biz de kendilerine sayın genel kurmay başkanı ve ya YÖK üyesi deriz ve öyle de bakıyoruz.Cumhurbaşkanımıza saygı göstermemeleri onların saygısal boyutta halk nezdinde ki değer görüntülerini de verir.
Bu ülkemizdeki genel farklılıkların,tahammülsüz ayrışmayla,hazımsızlığın boyutlarına işaret eder.Halk olarak seçimde verilen muhtıra açıktır.Askeri yetkililerin de bundan ders çıkarmaları ve devletin kurumları arasında sürtüşme varmış havasını yaymaktan sakınmaları gerekir.
Askerin e-muhtırasının hükmünü kaldıran ve demokrasinin kazandığı seçimlere saygının askerlerce ayrıca ifadesi gerekir, diye düşünüyorum.Farklılıklarımızın farkında ama, saygıyı baştakilerin koruması gerekir.Bunun halka yansımasını isteyenlerin Cumhuriyet Mitinglerinin pekte bir balon olduğu ve şişirildiği anlaşılmaktadır.
Biran önce sivil anayasa yapılması gerekli.Halkın kararı önüne muhtıra koyan görüntülerin ve darbe yapma heveslerinin önüne geçilmesi de gerekir.Muassır medeniyet seviyesini yakalamak için askerin konumunu halk iradesinin önünden de kaldırmak gerekir.Askerin,milletin inancına saygısını en üst düzeyde göstermesi gerekir.
Bunu görmek istiyoruz.Bunu halkın içinden biri olarak gelen ve seçilen 11.Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül Beyfendi’ye gösterilmesini de istiyoruz.Cumhurbaşkanlığı makamı milletin makamıdır.En önce askerlerin bu makama saygılarını ifade etmelerini görmek isteğimiz de halk olarak bizim hakkımızdır diye düşünmekteyim.
_______________———-____________
Yüreğimin yanar bir yerinde, ağlatan bir destan değil,gerçektir,ulaşmak istediğim hedeftir Çanakkale. Türkiye’de gidipte görmekistediğim fakat bir türlü nasip olmayan bir yerdir.
Çanakkaleyi herzaman yaşar yüreğim.Senin de endişe ve dile getirdiğin sıkıntılarla bu güzel yüreğe sahip yanar bir volkana sahip olduğu için kutlar ve tebrik ederim.Ruhu boşaltılmış fosillerin, ne bedenleri, nede elbiseşekilleri değil beni üzen,müslümanların
Çanakkale’yi geçilmez kılan, İman_i ittihad’tan uzaklaştırılmakta olduklarıdır.Rasul-ü Kibriya’nın imdadına mazhar olacak imandan yoksun hale getirilip içimizin boşaltılmasıdır.Çanakkale geçilmedi madden,ama manen geçilmiştir.
Zaferin tadını,yaktılar göğsümüzde…
Boğdular dinimizi denizlerinde…dehlizlerinde…
Açtılar, serdiler imanımızı, kumsalda kurutarak…
Unuttu geçmiş nesiller, şuanın da, idrakinden yoksun bırakılarak..
Çanakkale geçildi oralarda ki çarpışan imana karşı gerilensinirlerle,verilen savaşla…
Feda edildi iman.. mazisinde bıraktığı bir gericilik olarak baktığı fikirlerle..Kutsala düşman yetiştirilen, atasına düşman yetiştirilen, geçmişinedüşman ettirilen bir nesilden manevi hazdan yoksun kalışlarına şaşmamak lazım…
Ağlamakla vakit kaybetmeden,gelecekte olması muhtemel haçlı saldırılarını düşünmek zorundayız.Bu savaş alanlarda değil,beyinlerde dini,fikri açlığa mahkum edilişimizle izah edilebilir..
Çanakkale karadan değil de,geçildi, ama nereden?
Tunceli/Çemişgezek’te askerliğimi öğretmen olarak yaptım.Bir vesile ile de köylülerden bir çoğuyla yaşlı-genç konuşma fırsatını buldum.Anadilleri Kürtçe olan bu insanlar,kürt olmayı kabul etmiyorlardı.Onlar diyorlardı ki, ‘biz Kürt değiliz,kürt olan alevilerdir.’Hiçbirisi benim kürt diye baktıklarımdan(sunni halktan)bahsediyorum,kürtlüğü kabul etmemişlerdi.Ben bu duruma şaşırıyordum.Halk diyordu ki:Burası eski Ermeni yerleşim alanıdır.Bu Aleviler de aslında Ermeni asıllıdırlar.Halaçoğlu’nun açıklamaları benim geçmişteki deneyimlerimi, halkın bildiği gerçekler olarak bilimsel ve tarihi aydınlanma açısından bir bilim adamının ağzından bunları duymak yarınlarımızdan ümitvar olmak için elzemdi.Sevindirici bir gelişmeydi.
Osmanlı’yı eleştirme nedenlerimizin başında,Türklere ve Türklüğe değer vermeyişi geliyor.Ama devletin önemli görevlerine getirilen insanların din ve ırk olarak Türk olmayışı,hatta padişahların ecnebi kadınlarla evlenmeleri vb..devleti zayıf düşürdüğünden bahsedilir ve biz de bunları duyarız,dinleriz ve halimizin mazisine bakarız,ağlarızda hiç derste almış bir halimiz de yoktur.
Bu açıklamalarla bilinen tarihi hakikatleri ortaya koyması,sadece bir bilgi kirliliğine yol açmamalıdır.Etrafımızda ki konjoktürel siyasi gelişmeler ağırlına koyarak idari yapımızı devlet yönetim şeklimizi daha dikkatlice yeniden tanzim etmemiz lazım geldiği ortadadır.Bilgilerin geleceğe ışık tutması ve bugüne ait ışıkları ile yarınları daha güvende bir devlet yönetim şekli ortaya koymalıyız.