Genç Musalli Websitemize Hoş Geldiniz!
GENÇ MUSALLİ » 2007 » Haziran

Hudson senaryosu gerçekleşti, haberiniz yok!-Cengiz Çandar, Referans

Tarih: 27 Haziran 2007 | Kategori: Diğerleri | Yazan: Hasan Ahmet Evliyaoğlu

    Referans gazetesi yazarı Cengiz Çandar, “Türkiye’nin üst düzey askeri yetkililerinin, Türkiye’de “askeri darbeye sıcak bakan” Hudson Institute’un niçin müdavimleri olduğunu sormak daha isabetli olur.” diyor. 

Cengiz Çandar, Referans gazetesinde yayınlanan “Washington senaryoları Ankara gerçekleri” başlılı yazısında, “Türkiye’nin üst düzey askeri yetkililerinin, Türkiye’de “askeri darbeye sıcak bakan” Hudson Institute’un niçin müdavimleri olduğunu sormak daha isabetli olur.” diyor. İşte Çandar’ın yazısı: 

 Washington senaryoları Ankara gerçekleri    Günlerdir Türkiye’nin siyasi çevreleri, Washington’da Hudson Institute adındaki “düşünce kuruluşu”nda tartışılan “senaryo” üzerine hop oturuyor, hop kalkıyor.    Öncelikle bir Washington “think tank”ı yani “düşünce kuruluşu”nda böyle senaryoların tartışılmasında anormal hiçbir yan olmadığını ifade edelim.         1999-2000 yıllarını Washington’da Wilson Center adlı “entelektüel araştırma merkezi” ve United States Institute of Peace adlı “düşünce kuruluşu”nda geçirmiş benim açımdan, “senaryo tartışması”na ilişkin anormallik yok. Bu tür kuruluşlar, bu amaçla varlar. Araştırma yaparlar, rapor yayımlar, makale yazarlar, fikir üretirler ve atölye (çalıştay) çalışmalarında “senaryolar” da tartışırlar. 

  • Güzel Amel

    Tarih: 22 Haziran 2007 | Kategori: Diğerleri | Yazan: Hasan Ahmet Evliyaoğlu

    İbrahim Etmem bir gün hamama girmek ister… 

    Hamamcı:— Ey derviş, dedi. Hamama girmek için para lazım, bedava olmaz, paran var mı? 

    İbrahim Etmem:— Param yok, dedi.  

    Hamamcı sert davrandı ve:— Parası olmayan hamama giremez, diye kestirip attı.  

    İbrahim bunu duydu, öyle bir çağırış çağırdı ki yer gök çınladı. Herkes başına toplandı.  

    Teselli etmeye çalışarak:— Ey derviş, hamama koymadılar diye nara atmak doğru mu? Kalk ağlama, biz senin hamam paranı veririz dediler. 

    İbrahim Etmem, etrafında hayretle kendisine bakan çehrelere:— Ben hamama giremediğim için ağlamıyorum. Hamamcının beni hamama koymayışı başka bir şey hatırlattı. Dünyada ücretsiz hamama bile koymuyorlar. Yarın ahirette güzel amelini getir de seni öyle cennete koyalım deyince ben ne cevap vereceğim? Güzel amelim olarak ne göstereceğim? Onu hatırladım da öyle ağladım. Dünyada parası olmayanı hamama koymadıkları gibi ahirette de güzel ameli olmayanı cennete bırakmayacaklardır… 

     

    http://groups.yahoo.com/group/Haydi_Namaza/ 

  • İbadethane ve Cem’evleri

    Tarih: 21 Haziran 2007 | Kategori: Diğerleri | Yazan: Hasan Ahmet Evliyaoğlu

    Cem evleri ibadet hane değil. İbadetleri katletme hane haline gelmiş yerlerdir. İbadet kavramına haksızlık yapılmaktadır. Biz dindar insanları rencide etmektedir. Pay mı para mı ne verilecekmiş umurumda değil, veren versin ama ibadet hane denilmesi abesle iştigaldir. İslam’ı bilmemektir. İslamla istihza etmektir. Alevileri İslamsızlaştırmanın son merhalesidir.  

    Aleviliği bozmanın, halkı Hıristiyan yapmaktan farkı olmadığını kabul etmek gerek. Tarihi süreçte gelinen nokta bu topraklardan İslam’ı söküp atma, amacına hizmetin halkalarıdır.  

    Kalkmak ve dirilmek lazımdır. Aleviliği İslamsızlaştırmak ve Ali-sizleştirmek Alevileri kişiliksizleştirmek ve kimliksizleştirmektir.  

    Bu halkımızın inançlarında bile sürüklendiği uçurumu gözler önüne sermektedir. Alevilerin ibadet yerleri de bütün Müslümanlarla aynıdır. Bunun hakkını teslim etmeyen Alevi dedeler ve babalar sorumludur.  

    En büyük sorumluluk ta Alevileri kullanıp, Alevilere İslam’ı öğretmeyenlerdedir.  

    Namaz ve oruç farzdır. Bu Aleviler içinde böyledir.  

    İçinde içki içilen yerlere, saz çalınan yerlere ibadethane denilmesi haksızlıktır. Halkın inançları üzerinde olumsuzluk oluşturur. Böyle yansıtılması da yanlıştır. Aleviliğin İslamsızlaştırılması, iğrenç bir komplonun uzantılarıdır.

  • ‘Darbeci entrikacı’lara karşı, mukabil bir darbe yapmak!

    Tarih: 21 Haziran 2007 | Kategori: Diğerleri | Yazan: Hasan Ahmet Evliyaoğlu

    Bugüne kadar iktidarlardan daha muktedir olan bu çetelerin arkasında Hukuk tanımaz dış destekli silahlı kuvvet mensupları bulunmaktadır. Kuruluşundan günümüze gelen bir gizli hesaplar ve komplelerle yürüyen bir rejim vardır. Temeli kan ve gözyaşı olan bir devletin rejimini koruma ve kollama da kan ve gözyaşı siyaseti gereği, çeteleşme vardı. Bu halka rağmenci bir rejimin korsanlık tarihinde ki yeni sayfalarından ibarettir. 

    Halkımız bunları artık afişte edilmesini de, sıradan adi bir vaka gibi değerlendiriyor. Çünkü ilgili kurumlardan çıt yok. Hukuk bile hakkın yanında değil. Çeteleşmiş bir hukukla bunların varlığı devam edecektir elbet. Amerika’da ki senaryoya katkılarını sunanlar emekli general bile değilken hükümetin ve Genel Kurmayın bir şey yapmadıkları ve hatta savunur ifadelerle kamuya ifade verdikleri düşünülürse ülkemizin çeteler demokrasisi ile idare edildiği gerçeği ortaya çıkar. 

    Laikliğin çeteci bir takımla korumak istediği halkın hükmetme yetkisine karşı durma vazifesinde bulunarak kendi menfaat ve çıkarlarını devam ettirmektir. Halkın fakirliği, egemenlik haklarımız filan çoğu sloganların hepsi hikâye. Önemli olan sivil ve askeri getirimci çeteler ve onların işbirlikçi oldukları uluslararası sermaye grup ve çeteleridir. Rejimin temel karakterini bunlar oluşturmaktadır. 

    Halkın iktidarı Lozan’da ki gizli maddelerle ortadan kaldırılmıştır. Gizli bir mandacı zihniyetle rejim oluşturulmuştur. Temeli sakat olan bir durumdan bahsediyoruz. Sivrisineklerle uğraşırken, bataklığı unutuyoruz galiba..

  • Alman’ların Ünlü Şairi Goethe’den Peygamber’imize Şiir

    Tarih: 21 Haziran 2007 | Kategori: Diğerleri | Yazan: Hasan Ahmet Evliyaoğlu

    Almanların en büyük şairi kabul edilen Goethe “Muhammed Drama” isimli Peygamberimizi (s.a.v) anlatan bir piyes yazdı. Dağ Pınarı şiirinde, Peygamberimizi ( s.a.v) anlattı. Müslüman olduğunu inkar etmediği söyleniyor. Doğrusunu Allah bilir ama temennimiz doğru olması yönünde. İnşallah hak ve doğru yolu bulmuştur

    DAĞ PINARI  

    Peygamber Muhammed’e

    Sevinç sevinç berraklık,

    Yıldız yıldız parlaklık.

    O ki bir dağ pınarı,

    Bulutlar üstü aklık.  

    Yücelikler eşiği,

    Yamaçlar, loş kuytular.

    Melek sallar beşiği,

    Nur içinde uyuklar…  

    Semada bir coşkunluk,

    Dar geçitler vadiler…

    Her pınar oluk oluk,

    O Pınar’a erdiler.  

    Nefesiyle yeşermiş,

    Çimenler ve çiçekler.

    Gümüş ışıklar sermiş,

    Onun yolunu bekler.  

    Pınarlar haykırıyor:

    “Sakın bırakma bizi!

    Çöller kızgın, akmak zor,

    Kum yutar hepimizi.”  

    Peki, der Dağ Pınar’ı

    Toplayıp pınarları.

    Kabarır, coşar, taşar,

    Yeni ülkeler aşar.  

    Doğar geçtiği yerde

    Şehirler, mamureler…

    Nakışlar mermerlerde,

    Alev uçlu kuleler.  

    Bağlılarını taşır,

    Eteğin Rahman’a…

    Yürür, gider, karışır,

    O İlahi ummana…   

  • Sonraki Sayfa »