Genç Musalli Websitemize Hoş Geldiniz!
GENÇ MUSALLİ » 2007 » Mayıs

Kur’anda Örtü Kelimesinin Geçtiği Ayetler

Tarih: 29 Mayıs 2007 | Kategori: Diğerleri | Yazan: Hasan Ahmet Evliyaoğlu

 Mü’min kadınlara da söyle: “Gözlerini (harama çevirmekten) kaçındırsınlar ve ırzlarını korusunlar; süslerini açığa vurmasınlar, ancak kendiliğinden görüneni hariç. Baş örtülerini, yakalarının üstünü (kapatacak şekilde) koysunlar. Süslerini, kendi kocalarından ya da babalarından ya da oğullarından ya da kocalarının oğullarından ya da kendi kardeşlerinden ya da kardeşlerinin oğullarından ya da kız kardeşlerinin oğullarından ya da kendi kadınlarından ya da sağ ellerinin altında bulunanlardan ya da kadına ihtiyacı olmayan (arzusuz veya iktidarsız) hizmetçilerden ya da kadınların henüz mahrem yerlerini tanımayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Hep birlikte Allah’a tevbe edin ey mü’minler, umulur ki felah bulursunuz.” (NUR SURESİ<31)  

Dediler ki: “Bizim kalplerimiz örtülüdür.” Hayır; Allah, inkârlarından dolayı onları lanetlemiştir. Bundan dolayı pek azı iman eder. (BAKARA SURESİ 

Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar, sizin örtüleriniz, siz de onlara örtüsünüz. Allah, gerçekten sizin, nefislerinize ihanet etmekte olduğunuzu bildi, tevbenizi kabul etti ve sizi bağışladı. Artık onlara yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazdıklarını dileyin. Fecir vakti, sizce beyaz iplik siyah iplikten ayırd edilinceye kadar yiyin, için, sonra geceye kadar orucu tamamlayın. Mescidlerde itikafta olduğunuz zamanlarda onlara (kadınlarınıza) yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın sınırlarıdır, (sakın) onlara yanaşmayın. İşte Allah, insanlara ayetlerini böylece açıklar; umulur ki sakınırlar. (BAKARA SURESİ< 187)  

Ey Kitap Ehli, neden hakkı batıl ile örtüyor ve bildiğiniz halde hakkı gizliyorsunuz? (AL-İ İMRAN SURESİ<71) 

Onların kendi sözlerini bozmaları, Allah’ın ayetlerine karşı inkâra sapmaları, peygamberleri haksız yere öldürmeleri ve: “Kalplerimiz örtülüdür” demeleri nedeniyle (onları lanetledik.) Hayır; Allah, inkârları dolayısıyla ona (kalplerine) damga vurmuştur. Onların azı dışında, inanmazlar. (NİSA SURESİ < / 155)  

Onlardan seni dinleyenler vardır; oysa biz, onu kavrayıp anlamalarına (bir engel olarak) kalpleri üzerine kat kat örtüler ve kulaklarında bir ağırlık kıldık. Onlar, hangi ‘apaçık-belgeyi’ görseler, yine ona inanmazlar. Öyle ki, o inkâr etmekte olanlar, sana geldiklerinde, seninle tartışmaya girerek: “Bu, öncekilerin uydurma masallarından başka bir şey değildir” derler. (EN’AM SURESİ < / 25)  

Gece, üstünü örtüp bürüyünce bir yıldız görmüş ve demişti ki: “Bu benim rabbimdir.” Fakat (yıldız) kayboluverince: “Ben kaybolup-gidenleri sevmem” demişti. (EN’AM SURESİ< 76)  

Şeytan, kendilerinden ‘örtülüp gizlenen çirkin yerlerini’ açığa çıkarmak için onlara vesvese verdi ve dedi ki: “Rabbinizin size bu ağacı yasaklaması, yalnızca, sizin iki melek olmamanız veya ebedi yaşayanlardan kılınmamanız içindir.” (A’RAF SURESİ< 20 

Onlar için cehennemden yataklar ve üstlerine örtüler vardır. Biz zulme sapanları işte böyle cezalandırırız. (A’RAF SURES<41)  

O, sizi tek bir nefisten yarattı ve kendisiyle durulup-yatışması için ondan eşini var etti. Onu (eşini) örtüp-bürüyünce, o da bir yük yüklendi de bununla (bir süre) gezindi. Nitekim ağırlaşınca, ikisi Rableri olan Allah’a dua ettiler: “Eğer bize salih (bir çocuk) verirsen, andolsun şükredenlerden olacağız.” (A’RAF SURESİ 189)  

Onlara Nuh’un haberini oku. Hani kavmine demişti ki: “Ey kavmim, benim makamım ve Allah’ın ayetleriyle hatırlatmalarım eğer size ağır geliyorsa ben, şüphesiz Allah’a tevekkül etmişim. Artık siz ortaklarınızla toplanıp yapacağınız işi karara bağlayın da işiniz size örtülü kalmasın (veya tasa konusu olmasın), sonra hakkımdaki hükmünüzü -bana süre tanımaksızın- verin. (YUNUS SURESİ > / 71)  

Haberiniz olsun; gerçekten onlar, ondan gizlenmek için göğüslerini büker (Hak’tan kaçınıp yan çizer)ler. (Yine) Haberiniz olsun; onlar, örtülerine büründükleri zaman, O, gizli tuttuklarını da, açığa vurduklarını da bilir. Çünkü O, sinelerin özünde saklı duranı bilendir. (HUD SURESİ< 5)  

Mü’min kadınlara da söyle: “Gözlerini (harama çevirmekten) kaçındırsınlar ve ırzlarını korusunlar; süslerini açığa vurmasınlar, ancak kendiliğinden görüneni hariç. Baş örtülerini, yakalarının üstünü (kapatacak şekilde) koysunlar. Süslerini, kendi kocalarından ya da babalarından ya da oğullarından ya da kocalarının oğullarından ya da kendi kardeşlerinden ya da kardeşlerinin oğullarından ya da kız kardeşlerinin oğullarından ya da kendi kadınlarından ya da sağ ellerinin altında bulunanlardan ya da kadına ihtiyacı olmayan (arzusuz veya iktidarsız) hizmetçilerden ya da kadınların henüz mahrem yerlerini tanımayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Hep birlikte Allah’a tevbe edin ey mü’minler, umulur ki felah bulursunuz.” (NUR SURESİ<31)  

Biz önlerinde bir sed, arkalarında bir sed çektik. Böylelikle onları örtüverdik, artık görmezler. (YASİN SURESİ< 9)  

Gökleri ve yeri hak olarak yarattı. Geceyi gündüzün üstüne sarıp-örtüyor, gündüzü de gecenin üstüne sarıp-örtüyor. Güneşe ve aya boyun eğdirdi. Her biri adı konulmuş bir ecele (süreye) kadar akıp gitmektedir. Haberin olsun; üstün ve güçlü olan, bağışlayan O’dur. (ZÜMER SURESİ< 5)  

Dediler ki: “Bizi kendisine çağırdığın şeye karşı kalblerimiz bir örtü içindedir, kulaklarımızda bir ağırlık, bizimle senin aranda bir perde vardır. Artık sen, (yapabileceğini) yap, biz de gerçekten yapıyoruz.” (FUSSİLET SURESİ < / 5) 

 İman edip salih amellerde bulunan ve Muhammed’e indirilen (Kur’an)a -ki o Rablerinden bir haktır- İman edenlerin (Allah), kötülüklerini örtüp-bağışlamış, durumlarını düzeltip-ıslah etmiştir. (MUHAMMED SURESİ< 2)  

(Bütün bunlar,) Mü’min erkekleri ve mü’min kadınları, içinde ebedi kalıcılar olmak üzere, altından ırmaklar akan cennetlere sokması ve kötülüklerini örtüp-bağışlaması içindir. İşte bu, Allah katında ‘büyük kurtuluş ve mutluluk’tur. (FETİH SURESİ<5 

“Andolsun, sen bundan gaflet içindeydin; işte Biz de senin üzerindeki örtüyü açıp-kaldırdık. Artık bugün görüş-gücün keskindir.” (KAF SURESİ<22)  

Ayağın üstünden (örtünün) açılacağı ve onların secdeye çağrılacakları gün, artık güç yetiremezler. (KALEM SURESİ< 42)  

“Doğrusu ben, onları bağışlaman için her davet edişimde, onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar, örtülerini başlarına çektiler ve büyüklük tasladıkça büyüklük gösterip-direttiler.’ (NUH SURESİ< 7)  

Ey örtüsüne bürünen, (MÜZZEMMİL SURESİ<1)   

Yıldızlar ‘örtülüp (ışıkları) silindiği’ zaman, (MÜRSELAT SURESİ-8 )

Geceyi bir örtü yaptık. (NEBE’ SURESİ< 10)  

Ve onu (isyanla, günahla, bozulmalarla) örtüp-saran da elbette yıkıma uğramıştır. (ŞEMS SURESİ< 10)

  • Kitaplarla yaşamak üzerine notlar

    Tarih: 29 Mayıs 2007 | Kategori: Diğerleri | Yazan: Hasan Ahmet Evliyaoğlu

    Ruskin kitapları ikiye ayırır..Geçici olanlar, kalıcı olanlar. Geçiciler faydalı veya tatlı birer konuşma: seyahatnameler,hatıralar.

    Bunlar kitaptan çok bir nevi mektup, bir nevi gazete..

    Kalıcı kitap sohbet değil yazıdır.Birkaç sayfaya sığdırılmak istenen bütün bir hayat.Ebediyete yollanan mesaj, kimsenin söylemediği ve söyleyemeyeceği gerçek.Yazar birkaç sayfayı kaleme almak için gelmiştir dünyaya…  Kütüphan, bütün çağların, bütün ülkelerin ölümsüzlükleri ile dolu..

    Bir ulular bezmine kabul edilmenin tek şartı, liyakat…

    Mabede bayağılar giremez…Diriler naziktir, ölümsüzler   titiz.. Gerçekten severseniz konuşurlar sizinle… Bir kitabı okurken “ne güzelkitap” deriz, yazarda tıpkı benim gibi düşünmüş. Yanlış,şöyle dememiz gerekirdi:” bunu daha önce hiç düşünmemiştim ama galiba doğru” yahut” belki şimdi anlamıyorum, birkaç gün sonra anlarım” önce teslimiyet, anlamak cehdi. Sonra hüküm…  yazarın gerçekten değeri varsa, düşüncesini bir hamlede kavrayamazsınız. Söylemek istediklerini bütün ile söyleyemez yazar, söylemek de istemez. Gizler,istiarelere başvurur..  (bu ülke,108) Cemil Meriç

  • KAFİYELER

    Tarih: 29 Mayıs 2007 | Kategori: Diğerleri | Yazan: Hasan Ahmet Evliyaoğlu

    Ne diye,

    Bu şuna,

    Şu, buna,

    Kafiye?

    Başa taş,

    Aşa yaş,

    Hey’e ney,

    Tuhaf şey!

    Kafiye

    Mantığı,

    O mantık!

    Hediye

    Sandığı,

    Bu sandık!

    O mantık,

    Bu sandık-

    ta sandık,

    Ve yandık .

    Ne yandık! 

     

    Hendese,

    Kümese

    Tıkılmak.

    Hadise

    Kırkayak.

    Adese,

    Oyuncak.

    Vesvese,

    Gökbayrak.

    Ölümse,

    Gel dese;

    Tak, tak tak!

    Mu-hak-kak! 

     

    Sorular

    Sordular;

    Neden çok,

    Nasıl yok,

    Niçin var? 

    Sanatsız

    Papağan,

    Neden çok;

    Ve atsız

    Kahraman,

    Niçin yok? 

     

    Çok ve yok,

    Yok ve çok,

    Aç ve tok,

    Tok ve aç;

    Tut ve kaç!

    Saklambaç. 

     

    Neden çok,

    Nasıl yok,

    Niçin var? 

     

    Niçin’i

    Boğarken

    Piçini,

    Yatakta

    Bastılar,

    Şafakta

    Astılar. 

     

    Ve derken:

    Nasıl yok

    Niçin var? 

     

    Bir varmış,

    Bir yokmuş.

    Karamış

    Ve kokmuş

    Dünyamız.

    Rüyamız

    Kapkara.

    Manzara:

    Gebeler

    Döşeksiz.

    Ebeler

    İsteksiz.

    Kubbeler

    Desteksiz.

    Habbeler

    Süreksiz.

    Türbeler

    Meleksiz.

    Tövbeler

    Gerçeksiz.

     Cübbeler

    Yüreksiz.

    Cezbeler

    Şimşeksiz.

    İzbeler

    Emeksiz.

    Heybeler

    Ekmeksiz. 

    Kafiye,

    Hikâye!

    Dava tek:

    Ölmemek!

    Peygamber!

    Ne haber?

    Bir batan

    Var: Vatan!

    Kandil loş,

    Ocak boş;

    Ve dağ dağ

    Elveda! 

     

    Gitme kal!

    Nefes al!

    Emir tez,

    Bekletmez!

    Ve o nur

    Bulunur!

    İşte iz!

    Geliniz!

    Toprak post,

    Allah dost… 

     

    1941-Necip Fazıl Kısakürek 

  • Sorunun adı ne?Kürt mü,yoksa ne?

    Tarih: 29 Mayıs 2007 | Kategori: Diğerleri | Yazan: Hasan Ahmet Evliyaoğlu

    Kürt Kardeşlerimizin acılarına ümmetin acısı bazında bakmak gerek.Öldürülenlerin kimliğine değil,bizim fakat başkalarınca kotarılan istikbalin parçası  olarak bakmamız gerekiyor.

    Ötekileştirilmiş müslümanlık anlayışıyla müslüman olunamaz.Bizi buraya getiren nedenleri incelediğimizde bizi daha götürmek istedikleri yerin neresi olduğu bellidir.Acılarımızı,sevinçlerimizi paylaşamaz olmuşsak zaten madden değilse bile, manen ayrılmışız demektir.

    Devleti sahiplenenlerin bu gidişattan haberleri yoktur.Onlar kendilerine attırılan hamaset nutuklarıyla ve dolgun maaşlarıyla geleceğe ait bir taş yuvarlamak yerine, başkalarının yuvarladığı taşın halkın kafasını nasıl ezdiğini seyretmekteler.Bunu da, beyin fırtınası yapmayanların anlamasına imkan görülmemektedir.

    Ümmetin kurtuluşu yerine kendi kurtuluşumuzu düşünmekte tek başımıza var olan kuvveti kullanmamaktır.Uluslaştırılmış bilinçlerle, Kürt ve Türk kardeşliğinin zedelendiği, bunun bilinerek dikte edildiğini görmek gerek.

    Birlik olunmadan,gelecek yoktur.Geleceği bina ederken yalnızlaşmanın siyasi sloganlarını terk ederek yola çıkmak lazım.

    Değişmez naslar gibi görülen bazı sloganlaşmış ayırıcılardan kurtulmadan da, birliktelik mümkün olmayacaktır.

    Her tarafımızın ateş çemberine alınmakta olduğu bu dönemde daha dikkatli adımlar atmak zorunda ülkemiz.

    Bence bu;Kürt veya Türk sorunu değil.Bence bu;Ümmetsel alanın tarumar edilmesiyle kazançlı çıkanların adım adım hedeflerine kilitlendikleri ve bunu yaparken de dünyanın kan ve gözyaşını akıtmaya azimli oldukları geçeğini görebilmek gerekir.

    Kürt kardeşlerimizi ikna etmek ve kendilerine biçilen rolde, kendilerine gelecek öngörülmediğini anlatabilmek gerekir.Devlet olarak vatandaşlarımıza bakışımızdaki kıstasları da derhal değiştirmeliyiz.

    Gerçek bir demokrasinin tesisinde,Kürt ve Türk Halkları için ortak payda faydası vardır.Ama kuruluş itibariyle içinde barındırdığı gizli anlaşmalarla boynuna ip geçirilmiş olan ülkemin çekilmek istendiği akibet hiçte hayır görünmemektedir.Bunlar da halkımızın ileri düzeyde refah ve insanca yaşama kalitesine kastedildiğinin kanıtlarıyla dolu, bir sicil bozukluğu mevcuttur.

    Bizim dost ve müttefiklerimizin, aslında bize hiçte dost ve de müttefik olmadığını biliyoruz.Halk biliyor nedense devletin idaresinde olanlar bunu bilmek istemiyorlar.Ya da bir güç bilmemelerini sağlıyor.

    Son Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki tavırlar benim bu yazıda anlatmak istediğim şeyleri gayet iyi özetliyor.İlerde olacakların ayarlayıcıları, bizim içimizde değil, diye düşünmezsek yanlış yaparız.Bu süreci

     Deniz Baykal değil,Deniz Baykal ve Anayasa Mahkemesi ve Tekno Muhtırayla dış güçler yapıyor.

    Abdullah Gül’ün olmasını istememelerinin nedenleri devletimiz değil,milletimiz hiç değildir.Kendilerinin aleyhine karar alabilme yeteneğinde  olan insanları orada istemiyorlar.

    Bu basit bir hatun başörtüsü de değil mesele..Burada başka inançtan insanların ülkemizi yönetme azimleridir.Yoksa kabaca laiklik manifostoları filan da değil bunlar.Bütünüyle bunlar benim ülke insanlarımı gizli maddelerle,anlaşmalarla, söylenmedik şekilde gizli kayıt altına sokan, vebali ölü ruhların günah defterlerinde gizlidir.

  • FETİH MARŞI - ARİF NİHAT ASYA

    Tarih: 29 Mayıs 2007 | Kategori: Diğerleri | Yazan: Hasan Ahmet Evliyaoğlu

       

    Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek;

    Dağlardan çektiriler, kalyonlar çekilecek;

    Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek

    Yürü, hâlâ ne diye oyunda oynaştasın?

    Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!..  

     

     

     Sen de geçebilirsin yârdan, anadan, serden….

    Senin de destanını okuyalım ezberden…

    Haberin yok gibidir taşıdığın değerden…  

     

    Elde sensin, dilde sen, gönüldesin baştasın…

    Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!..  

     

    Yüzüne çarpmak gerek zamanenin fendini…

    Göster: Kabaran sular nasıl yıkar bendini?

    Küçük görme, hor görme, delikanlım kendini  

     

    Şu kırık âbideyi yükseltecek taştasın;

    Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!..  

     

     

    Bu kitaplar Fatihtir, Selimdir, Süleyman’dır.

    Şu mihrap Sinanüddin, şu minare Sinan’dır.

    Haydi artık uyuyan destanını uyandır!..  

     

     

    Bilmem, neden gündelik işlerle telaştasın

    Kızım, sen de Fatihler doğuracak yaştasın!..  

     

    Delikanlım, işaret aldığın gün atandan

    Yürüyeceksin… Millet yürüyecek arkandan!

    Sana selam getirdim Ulubatlı Hasan’dan…  

     

    Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın;

    Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!..  

     

    Bırak, bozuk saatler yalan yanlış işlesin!

    Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın!

    Yürü aslanım, fetih hazırlığı başlasın…  

     

    Yürü, hâlâ ne diye kendinle savaştasın ?

    Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!..   

                                                                    

  • Sonraki Sayfa »