Neden İslam?
- Kur’an-ı kerim, Allahın adı ile başlıyor, Allahın birliğini bildiriyordu. Hayretim arttı. Tevhid dini olan müslümanlığı seçtim. Cat Stevens (İngiliz)
- İslâm, çağları ardında sürükliyen bir dindir. Müslüman olmakla, çağlarüstü dini seçmiş oldum. Roger Garaudy (Fransız)
- Anarşinin ancak İslâm ahlâkına sahip olmakla önleneceğine inandım. İçkiyi bıraktım, tesettüre girdim ve namaza başladım. Tına Gfanzıl (Alman)
- İslâmda, ırk, renk ve dil farkı gözetilmediğini, herkesin eşit olduğunu, namaz kılarken de rütbe ayrımı yapılmadığını gördüm. Müslüman oldum. Thomas Clayton (Amerikalı)
- İslâm, en iyi şeyleri ihtiva eder. Hiç bir dinde kardeşlik, İslâmdaki gibi değildir. Dr. Rolf Freiherr (Avusturyalı)
- İslâm, sevgi, doğruluk, temizlik ve güzel ahlâkı emrettiği için müslüman oldum. A.Uemura (Japon)
- İslâmı akla da uygun bulup müslüman oldum. Cecilla Cannolly (Avusturyalı)
- İlim Çinde de olsa alın hadisini okudum. İslâmın ilme verdiği önemi görünce müslüman oldum. Mr. Board (Amerikalı)
- İslâm, israf ve cimriliği yasaklayan, maddi- manevî her hususta en güzel kaideleri olan dindir. Albay Ronald Rockwell (Amerikalı)
- İslâm dünya ve ahiret mutluluğunu gösterdiği için müslüman oldum. B.Karai (Zengibar
- Putlara değil de, bir Allaha ibâdet etmeyi, doğruluğu, emanete riayeti, insanların haklarını gözetmeyi emreden İslâmiyeti kabul ettim. Necaşi (Habeş İmparatoru)
- Tufeyl bin Amr, usta bir şairdi. Onun gibi şiirden anlıyan pek azdı. Kur’an-ı kerimi okuyunca, onun şiir ve beşeri bir söz değil, ilahi bir kelam olduğunu hemen anlayıp müslüman oldu
“Nankörlük” mü yoksa kendi nankörlüğümüz mü?
“Nankörlük” mü yoksa kendi nankörlüğümüz mü?
Nankörleri sevmeyiz, hiç de sevmeyiz deriz bir çoğumuz.Bir iş yapana teşekkür edilmeyince yada zahmet oldu elinize sağlık gibi sözleri sarf edilmeyince;-“Bak sen naköre bir teşekkür bile çok gördü” gibi sözleri duyduk/muşuzdur.
Şükranda bulunmak iki taraf içinde nezaket örneğidir.İncelik meselesi, hizmetin sözlü karşılığıdır. “Hayırdır inşaAllah yazarken kalbim dalıyor uzaklara.” Gökyüzüne,toprağa,ağaçlara, gül goncasına …, suya baktığımızda ne mükemmel olduklarını görüyoruz.Bu ihtişam karşısında dilimizin neden tutulmuyor?Şaşıyorum! Alışık olduğumuzdan mı yoksa normal bir şeyler olarak gördüğün den mi bilinmez ama hiç şaşırmıyoruz?Güzellikler bizler için ona dikkatlice bakmıyor muyuz? Yoksa.Yaratana kalbimizi yöneltmekten mi kaçıyoruz?Öğrenmenin ve anlamanın şaşkınlığı rutin olarak görüyoruz. Şaşkınlıkla başlar her şey ilk görüş gibi ona merak uyandırmaktır.Rutin olmamak.Kalbimizi ,gözümüzü ve dilimizi rutinleştirmekten çıkarmak gerek.
Dil ile başlayan şükranlık kalp ile devam eder.Eee, ne oluyor ? Bizde nankör olmuyor muyuz? Bu kadar mükemmellik karşısında teşekkürü çok mu görüyoruz? Söz ile ve beden ile yapmak gerek. Nankörlükten ve nankörlerden bahsetmeden önce kendimize bakmak ve düzeltmek gerek.Çuvaldızı kendimize iğne başkasına.
Şükürsüz halimizden sıyrılıp şükretmek
.Yazan : (Yasemin)Yayınlayan kişidir vesselam.Devamını getirmek ümidiyle.Muhabbetle
ÜSTÜN HABERCİ
ÜSTÜN HABERCİ
Evet; bu ressamla, dudaklarımızda (Rembo) nun mahut iki mısrai, içimizi dolduran mâverâ iştiyakını besteliyoruz. Tabiî, her birimizin iştiyakı ve iştiyak istidadı başka başka…
Birden, tüylerim ürpererek hatırıma bir şey geldi:
- Bugün ne kuzum?
- Cuma…
- Ne dedin? Cuma mı? Ağacami’ne de bir iki yüz metre mesafedeyiz!
- Ne olacak?
- Ne olacağını bırak da saate bak!
- 12′ye geliyor.
- Tamam! Namaza pek az vakit var… Haydi davran, sana üstün haberciyi göstereceğim!
Ve arkadaşa, vapurda geçen hadiseyi çizgisi çizgisine anlattım.
Müthiş alâkalandı. Daldı ve dedi:
- Ya bizden şüphe ederse?… Bizi polis filân zannederse?..
- Yanılıyorsun, diye haykırdım; eğer aradığımız üstün haberciyse bir bakışta bizi anlar. Değilse, zaten bize lüzumu yok… İstediği kadar şüphe etsin..
Beşinci katında bulunduğumuz apartmandan yuvarlanırcasına inip kendimizi kaldırımlara attık…
O ve ben
Necip Fazıl KISAKÜREK
büyük doğu yayınları
Kasım 1974, Sf. 74-84
Musammat Gazel
Musammat Gazel
Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı
Felekler yandı âhımdan murâdım şem’i yanmaz mı
Kamu bîmârına cânân devâ-yı derd eder ihsan
Niçün kılmaz bana dermân beni bîmâr sanmaz mı
Gamım pinhân tutardım ben dediler yâre kıl rûşen
Desem ol bîvefâ bilmem inanır mı inanmaz mı
Şeb-i hicrân yanar cânım döker kan çeşm-i giryânım
Uyarır halkı efgânım kara bahtım uyanmaz mı
Gül-i ruhsârına karşı gözümden kanlı akar su
Habîbim fasl-ı güldür bu akar sular bulanmaz mı
Değildim ben sana mâil sen ettin aklımı zâil
Bana ta’n eyleyen gafil seni görgeç utanmaz mı
Fuzûlî rind-i şeydâdır hemîşe halka rüsvâdır
Sorun kim bu ne sevdâdır bu sevdâdan usanmaz mı
Günümüz Türkçesiyle:
1-Sevgili beni candan usandırdı, cefadan usanmaz mı? Âhımdan gökler yandı, dileğimin mumu yanmaz mı?
2-Sevgili, bütün hastalarının derdine ilaç veriyor,bana niçin ilaç vermiyor? Beni hasta sanmıyor mu?
3-Ayrılık gecesinde canım yanar, ağlayan gözüm kanlı yaş döker, feryadım halkı uyandırır, kara bahtım uyanmaz mı?
4-Yanağının gülüne karşı gözümden kanlı su akar (yani:kan ağlarım); sevgilim! Bu gül mevsimidir, akar sular bulanmaz mı?
5-Ben gamımı gizli tutardım, “sevgiliye aç” dediler, desem o vefasız acaba inanır mı? İnanmaz mı?
6-Ben sana meyletmiş değildim, aklımı sen yok ettin; beni kınayan gafil seni görünce utanmaz mı?
7-Fuzuli çılgın bir rinttir, daima halkın diline düşmüştür; sorun ki bu nasıl sevdadır? Bu sevdadan usanmaz mı?
1. Cefasıyla canımdan usandırdı beni yâr; cefa etmekten kendisi usanmaz mı acep?!..Ateşli ahlarımın kıvılcımlarından felekler (güneş, ay ve yıldızlar bile) yanarken neden yanmaz şu murat mumu?!..
2. Dertlerinin devasını bağışlıyor bütün sevenlerine sevgili. (Peki ya) bana niçin kılmıyor derman?!.. Yoksa hastalarından saymıyor mu beni?!..
3. Sevgilinin aşkıyla çektiklerimi ben, gizliyordum hep. Dediler git söyle sevgiline bu aşkı!..(Söylerdim ama), o vefasız, bilmem ki aşkıma inanır mı; inanmaz mı?!..
4. Yanar da yanar canım ayrılık gecesinde ilkin… Sonra başlar gözlerim kan ağlamaya…Gitgide feryadım çoğalır da uyandırır halkı çığlıklarım (gecenin bir yarısında). Acep kara bahtım da (bu arada) uyanmaz mı hiç?!..
5. Yanağının gülüne karşı, gözümden akan yaşlar da kanlı (gül renginde).. Sevgilim! Gül mevsimidir bu; bulanmaz mı akar sular?.. (Elbette bulanır ve kanlı akar gözyaşlarım…)
6. Sana bilerek gönül vermedim ben. Aklımı sen çeldin işte…
(sendeki güzelliği bilmedikleri için) beni ayıplayan o gafiller seni görünce şimdi utanmazlar mı(bu ayıplamalardan)?
7. Çılgınlıktan kurtulamayan bir aşığındır Fuzûli senin, ve rezil rüsva olmuştur hep halka bu yüzden. Kendisine sorun hele, bir sorun bu sevdadan usanmaz mı?!..
(İskender Pala)
Fuzûlî









