ÜSTÜN HABERCİ
ÜSTÜN HABERCİ
Evet; bu ressamla, dudaklarımızda (Rembo) nun mahut iki mısrai, içimizi dolduran mâverâ iştiyakını besteliyoruz. Tabiî, her birimizin iştiyakı ve iştiyak istidadı başka başka…
Birden, tüylerim ürpererek hatırıma bir şey geldi:
- Bugün ne kuzum?
- Cuma…
- Ne dedin? Cuma mı? Ağacami’ne de bir iki yüz metre mesafedeyiz!
- Ne olacak?
- Ne olacağını bırak da saate bak!
- 12′ye geliyor.
- Tamam! Namaza pek az vakit var… Haydi davran, sana üstün haberciyi göstereceğim!
Ve arkadaşa, vapurda geçen hadiseyi çizgisi çizgisine anlattım.
Müthiş alâkalandı. Daldı ve dedi:
- Ya bizden şüphe ederse?… Bizi polis filân zannederse?..
- Yanılıyorsun, diye haykırdım; eğer aradığımız üstün haberciyse bir bakışta bizi anlar. Değilse, zaten bize lüzumu yok… İstediği kadar şüphe etsin..
Beşinci katında bulunduğumuz apartmandan yuvarlanırcasına inip kendimizi kaldırımlara attık…
O ve ben
Necip Fazıl KISAKÜREK
büyük doğu yayınları
Kasım 1974, Sf. 74-84


Yorum yaz