“Nankörlük” mü yoksa kendi nankörlüğümüz mü?
“Nankörlük” mü yoksa kendi nankörlüğümüz mü?
Nankörleri sevmeyiz, hiç de sevmeyiz deriz bir çoğumuz.Bir iş yapana teşekkür edilmeyince yada zahmet oldu elinize sağlık gibi sözleri sarf edilmeyince;-“Bak sen naköre bir teşekkür bile çok gördü” gibi sözleri duyduk/muşuzdur.
Şükranda bulunmak iki taraf içinde nezaket örneğidir.İncelik meselesi, hizmetin sözlü karşılığıdır. “Hayırdır inşaAllah yazarken kalbim dalıyor uzaklara.” Gökyüzüne,toprağa,ağaçlara, gül goncasına …, suya baktığımızda ne mükemmel olduklarını görüyoruz.Bu ihtişam karşısında dilimizin neden tutulmuyor?Şaşıyorum! Alışık olduğumuzdan mı yoksa normal bir şeyler olarak gördüğün den mi bilinmez ama hiç şaşırmıyoruz?Güzellikler bizler için ona dikkatlice bakmıyor muyuz? Yoksa.Yaratana kalbimizi yöneltmekten mi kaçıyoruz?Öğrenmenin ve anlamanın şaşkınlığı rutin olarak görüyoruz. Şaşkınlıkla başlar her şey ilk görüş gibi ona merak uyandırmaktır.Rutin olmamak.Kalbimizi ,gözümüzü ve dilimizi rutinleştirmekten çıkarmak gerek.
Dil ile başlayan şükranlık kalp ile devam eder.Eee, ne oluyor ? Bizde nankör olmuyor muyuz? Bu kadar mükemmellik karşısında teşekkürü çok mu görüyoruz? Söz ile ve beden ile yapmak gerek. Nankörlükten ve nankörlerden bahsetmeden önce kendimize bakmak ve düzeltmek gerek.Çuvaldızı kendimize iğne başkasına.
Şükürsüz halimizden sıyrılıp şükretmek
.Yazan : (Yasemin)Yayınlayan kişidir vesselam.Devamını getirmek ümidiyle.Muhabbetle


Yorum yaz